Vektora, Bilişim Firmalarına Büyük Kolaylık Getiriyor

Bilişim Sektörüne Özel Yönetim Çözümü

Vektora’nın bilişim firmaları ve firmaların bilgi teknoloji departmanlarına özel tasarladığı çözüm paketi ile kullanıcılara yönetimsel ve operasyonel tüm süreçleri içeren bir platform üzerinde çalışma imkanı sunulmaktadır. Bilişim firmaları müşterileri olan diğer firmaların, bilgi teknoloji departmanları firma içindeki diğer departmanların mevcut süreçlerini iyileştirmek ve otomatize etmek için ihtiyaç duyulan çalışmaları gerçekleştirirken kendi süreçlerinin yönetimi için de destek sistemlerine gereksinim duyarlar. Vektora, bilişim sektörünün bu ve benzer ihtiyaçlarını göz önünde bulundurarak özel bir Bilgi Yönetimi  Çözüm paketi hazırladı. Kapsamında İstek Yönetimi, Proje Yönetimi, Aktivite Yönetimi, Masraf Yönetimi, Kaynak Yönetimi, Sözleşme Yönetimi, Elektronik Faturalama, Bilgi Kütüphanesi Oluşturma fonksiyonları bulunan ve piyasaya “Cledera” ismi ile sunulan yazılım paketi sayesinde, bilişim firmaları uçtan uca tüm fonksiyonlarında  yeterli işlevselliğe sahip olabilmektedirler.

Cledera, bilişim firmaları ve bilgi teknoloji departmanlarının yapısına uygun olarak proje yönetiminden kaynak planlarının yapılmasına, aktivite girişlerinden masraf hesaplamasına, faturalamadan sözleşme takibine kadar tüm fonksiyonların sistem üzerinde yürütülmesini kapsamaktadır. Vektora’nın ister bütün, ister kısmi olarak kullanıma açtığı bu özel çözümde asıl katma değer, firmalara yürüttükleri projelerle ilgili tüm iş, kaynak ve maliyet üzerinde kontrolü ele aldırarak sağlanmaktadır.

Bu kapsamda Cledera çözümü içeriğindeki İstek Yönetimi fonksiyonu ile isteklerle ilgili  takip, planlama, sorgulama, ilgili kaynaklara yönlendirme işlemleri yapılır;  Proje Yönetimi fonksiyonu ile projelerle ilgili standart bir yazılımla gerçekleşen tüm süreçlere ek olarak kurulan entegre yapı ile web üzerinden erişilebilirlik sağlanır; Aktivite Yönetimi fonksiyonu ile sisteme girilen tüm aktiviteler planlanır, gerçekleştirilir ve raporlanır; Masraf Yönetimi fonksiyonu ile aktivite bağlı/bağımsız olarak oluşan harcamalar takip edilir; Kaynak Yönetimi fonksiyonu ile hem mevcut kaynak durumu izlenir hem de planlama yapılır; Sözleşme Yönetimi fonksiyonu ile mevcut sözleşmelerin takibi ve güncellenmesi ile geçerlilik tarihlerine göre muhasebesel işlemlerle entegrasyonu sağlanır; Elektronik Faturalama fonksiyonu ile kesilecek fatura işlemleri ve alınan fatura takipleri yapılır.

Vektora Genel Müdürü Köksal Yılmaz  yaptığı değerlendirmede, “ Cledera, bilişim firmaları ve firmaların bilgi teknoloji departmanlarına özel,  sabit ve uygun bir danışmanlık maliyetiyle, kolayca kurup kullanılabilecek bir ürün olarak tasarlandı. Özellikle yoğun proje bazlı çalışan, aktivite planlama süreçlerinde kolaylığa ihtiyaç duyan firmaların yöneticilerinin ihtiyaç duydukları parametreler özelinde istedikleri tüm verileri temin edecekleri bir bilgi yönetim platformu olarak görev yapıyor. Hali hazırda Türkiye’nin sayılı büyük grup şirketinin bilgi teknolojileri deparmanında, SAP danışmanlığı veren bir kaç firmada aktif olarak kullanılmaktadır.” dedi.

Vektora, bilişim sektörüne özel bilgi yönetim çözümünün ardından, önümüzdeki dönemde belirlediği sektörler için de benzer şekilde hazır paketler sunmaya hazırlanıyor.

Vektora Hakkında:

Vektora, Microsoft ve SAP ürünleri ile ilgili yazılım geliştirme, sistem entegrasyonu ve danışmanlık hizmetleri  veren,  2003 yılında kurulmuş bir teknoloji  şirketidir. İstikrarlı  büyüme stratejisi ile başarılı projelere imza atan Vektora, Avrupa pazarına hizmet vermek için 2003 yılında Fransa ofisini açmıştır. 

Vektora, müşteri memnuniyetini her daim ön planda tutarak üstlendiği projelerde Türkiye’nin belli başlı grup şirketleri tarafından tercih edilen danışmanlık firması olmayı başarmıştır. Geliştirdiği özel çözüm paketleriyle de farklı sektörlerin bilişim ihityaçlarını karşılayan bir Microsoft iş ortağı olarak faaliyetlerini devam ettirmektedir.

ERP Sistemleri için Veri Ambarları

ERP Sistemleri


ERP sistemleri kurumların akışlarını başlangıçtan sona kadar sistem üzerinde yürütmelerini, aradaki bilgi geçişlerini birbirleri ile entegre eden ve kendi içinde bazı anlık karar verme fonksiyonlarını bulunduran, iş akışlarının tasarlanmasını ve organize edilmesini sağlayan sistemlerdir. Günümüz teknolojisi sayesinde bu sistem bilgisayar desteği ile kolay bir şekilde kullanılmaktadır.

ERP sistemleri operasyonun fonksiyonel alanlarına göre parçalara ayrılır ve her parça kendi içinde detaylı işlemler kümesi barındırır. Bu fonksiyonel alanlar daha önceki yıllarda aralarında sanal sınırlar çizilmiş ve birbirlerinden çok farklı olarak hareket eder hale gelmiştir. ERP yazılımları bu alanlar arasındaki sınırları kaldırmayı amaçlamaktadır. Böylece operasyonel fonksiyonlar birbirleri ile iletişim kurabilmekte, veri akışlarını kendi içlerinde sağlamaktadır.

ERP sistemleri muhasebe, üretim, satın alma, pazarlama, insan kaynakları, kapasite planlama, bütçe, maliyet ve proje yönetimi gibi bir firma içerisinde ihtiyaç duyulan sistemlerin birbirleri ile entegre çalışmasını sağlayarak aralarında olabilecek veri kayıplarını en aza indirger.

Kurumlar ERP sistemlerini, akışlarını yürütmenin yanı sıra gerçek maliyet ve karlılık oranlarını görmek ve bunun sonucunda alacakları kararlar ile maliyetleri düşürmenin yollarını aramak için de kullanırlar.

Kurumların ERP’yi tercih etmelerinde birçok sebep olabilir. Bunlardan en önemlileri ;

Yaşlanma: Yıllar önce parçalar halinde yazılmış uygulamalarda bugün değişiklik yapılmak istenen programlar, çok kırılgan bir yapıya sahip olduklarından ve dokümantasyon eksikliklerinden dolayı çok ciddi zaman ve maliyet kayıpları oluşturmaktadır.

Entegrasyon: Farklı kaynaklı uygulamalar birbirlerinden bağımsız çalıştıkları için bilgiyi aynı şekilde tanımlamama ve hesaplamaları aynı şekilde yapmamaları sonucunda veriler işlenmek istendiği zaman ciddi sıkıntılar yaşanmaktadır.

ERP sistemlerinin içinde barındırdığı uygulamalar birbirleri ile ilişkilidir ve ortak bir veritabanı kullanır. Uygulamaların birbiri ile ilişkili olmasının getirmiş olduğu avantajlar operasyonel karar verme sistemlerinde (Decision Support Systems – DSS ) büyük kolaylıklar sağlamaktadır.

ERP yazılımı, kurumun hareket bilgileri tarafını çevreler. Hareket seviyesinde uygulama birimleri arasında ve müşteri-kurum arasında detaylı bir etkileşim sunar. ERP tarafında siparişlerin girilmesi, üretimin yapılması, ödemelerin yapılması ve sevkiyatların tamamlanması gibi işlemler tamamlanır. Bu nedenle ERP işletmelerin kalbini oluşturmaktadır.

Tüm bunlara rağmen hareketler (transactions) bilgi işlemenin sadece başlangıcıdır.

Veri Ambarları


Hareket seviyesindeki bilgilerin büyüklüğü, bu bilgilerin dolayı üzerinde çalışılması, sorgu yapılması ve bunun yorumlanmasını uzun zaman alan süreçler haline getirmektedir. Bu yüzden hareket seviyesindeki bilgilerden sadece bize ileride yarar sağlayacak anlamlı bilgileri bir yerde toplama ve bunlar üzerinde daha hızlı işlem yapabilmemize olanak tanıyan sistemlere ihtiyaç duyulmuştur.

Veri Ambarı, ilişkili verilerin sorgulanabildiği ve analizlerin yapılabildiği veri depolarıdır. Veri üretildikleri yerden elde edilir, ETL (Execution-Transform-Loading) aşamasından geçer ve veri ambarına atılır. Veri depolama programları bu bilgiyi kullanıcının tanımlamış olduğu ilişkiler ile bilginin daha hızlı çekilmesini sağlayan bir yapıda muhafaza eder.

ERP ve Veri Ambarı


Günümüzde artık yöneticiler ve araştırmacıların yoğunlaştıkları nokta hareket bilgilerinin tutulması veya raporların çıkarılması değildir. Artık yöneticiler ve araştırmacıların yoğunlaştığı ve ciddi efor sarf ettiği alan analizler ve bu analizleri destekleyecek karar destek sistemlerini geliştirmektir. Bu karar destek sistemlerinde günümüzde en çok firmalar tarafından veri ambarları kullanılmaktadır.

Birçok ERP uyarlaması esnasında karar destek sistemleri ve veri ambarları kurulumları yapılmaktadır. Uyarlamaların anında yapılmasındaki sebep, karar aşamasında kullanılacak verilerin yönetiminin de ERP uyarlama aşamasında yapılıp ve bir sonraki aşama için altyapının oluşturulmasıdır. . Ayrıca operasyonel fonksiyon alanlarında çapraz analizler oluşturulur ve daha iyi karşılaştırma sonuçları da desteklenmiş olur.

ERP kullanılmadan önceki durumlarda veri ambarı oluşturmanın en zor kısımlarından biriside birçok kaynaktan bilgiyi almak ve bunları işlemektir. Her kaynağın kendi altyapısı farklı olduğu için sizin de her kaynak için ayrı ETL araçları hazırlamanız gerekmektedir. Bu durum firmalara, hem tasarım aşamasında hem de geliştirme aşamasında sıkıntılar doğurmaktadır. ERP uyarlaması sırasında sistemin yukarıda bahsedildiği gibi bir veri ambarı uygulamasına alt yapı sağlayacak şekilde tasarlanması, hem veri analizlerinde hem de hareket aktivitelerinde tutulan kayıtlar açısından ciddi tasarruflar sağlayacaktır.

ERP sistemlerinde üretilen meta veri kolaylıkları ve zorlukları beraberinde getirmektedir. Eğer birden fazla ERP sistemi kaynak olarak kullanılıyorsa ve ortak meta veriler kullanılmıyorsa, bunların eşleştirilmesi, tekrarlı kayıtların önlenmesi gibi ek işlemler doğacaktır.

ERP sisteminin tarih bazlı kayıtlar tutması, istikrarlı veri ambarı uygulamaları için önem arz etmektedir. Özellikle tutulan verilerin ne kadar süreyle ERP sisteminin aktif veri tabanında saklandığı ve hangi bilgilerin yedeklenerek veri ambarlarına taşındığı gibi kurguların iyi hazırlanması gerekmektedir. Veri ambarında daha önceden analiz etmediğimiz bir bilgiyi analiz etmek istersek ve bu bilgiyi oluşturmaya başladığımızda hem aktif veri tabanından bilgiler okunmalı hem de tarihsel bazlı yedeklenen bilgileri okunmalıdır. Sistemin 6 aylık ve yıllık dönemlerde yedeklendiğini ve aktif veri tabanından silindiğini varsayarsak, bu bilgileri düzenlemek ve oluşturmak daha karmaşık bir hal alacaktır.

Veri Ambarlarının ERP Sistemlerinden Beslenmesi


ERP yazılımları kendi bünyelerinde veri ambarı uygulamalarını barındırabilmektedir. Günümüzde birçok ERP yazılım üreticisi kendi bünyesinde bu çözümleri sunmaktadır. Bu yöntemin elbette avantaj ve dezavantajları bulunmaktadır. En önemli avantajları arasında ise ERP yazılım üreticisinin sunmuş olduğu sistemin kompleks tasarımının ve geliştirmesinin çözülmesi ile çok büyük altyapı hazırlık kazançları sağladığı görülmektedir. ERP sistemleri ile birlikte gelen veri ambarı uygulamalarının dezavantajlarından biri de uzun süreli kullanımlarda bakımın basitleştirilmesinin gerekliliğidir. Kısa zamanda ERP yazılımlarının alt yapısının kullanılması veri ambarını tasarlayan kişilerin işlerini bir hayli kolaylaştırır.

CANIAS ERP

ERP yazılımlarında kullanılan iki basit temel vardır;

1-Kurumsal Veri Ambarı (Enterprise Data Warehouse – EDW ) : İçinde çok çeşitli bilgileri bulundurabilen, analiz ve raporların yapıldığı veri havuzudur.

2-Veri Pazarı (Data Mart – DM ) : İhtiyaç doğrultusunda belirli bir veriye analiz yapmak ve rapor hazırlamak için kullanılan bilgi havuzudur.

Kurumsal veri ambarı, entegrasyonu ve gelişimi garantiler ancak her bilgiyi herkese kullandırmak istemek ciddi sıkıntılar doğurmaktadır. Bu yüzden veri pazarları veri ambarına göre daha kolay tasarlanıp geliştirilebilir yapısı ile özel konular için veri ambarı olarak tercih edilir. Veri pazarları konuya özel olmalarından dolayı farklı amaçlar için kullanılamaz. ERP kullanan firmaların büyük firmalar olduğunu düşünürsek her iki yapıya da ihtiyaç duyacaklardır.

ERP sistemlerinde tavsiye edilen kullanım, kurumsal veri ambarının geriye dönük bilgi entegrasyonları için kullanılması, veri pazarlarının da analiz ve rapor çalışmaları için tutulmasıdır. Bu işlem bir nevi yedekleme işlemi gibi dursa da çalışma anında büyük kolaylıklar sağlamaktadır.

 

Kurumsal veri ambarlarında tutarlılığı sağlamak için Kurumsal Veri Modeli kullanılmaktadır. Kurumsal Veri Modeli (Enterprise Data Model -EDM ) kurum hakkındaki özellikleri ve girişleri tanımlayan meta veri parçalarından oluşmaktadır. EDM ile veri ambarı içindeki verilerin tanımlanması bir çok açıdan değerli bir uygulamadır, fakat içeriğin tanımlanması her şey demektir. Çünkü oluşan verilerinizi bu meta veriler ile yorumlayabilirsiniz. Aksi takdirde elinizde sadece anahtar alanlardan oluşmuş anlamsız bilgiler olabilir. EDM’nin her şeyi içerdiği ile ilgili bir yanılgı vardır. EDM sadece verilerin tanımlanması için kullanılmalıdır.

CANIAS ERP

Şekil 2’de ERP uygulamasının içine gömülmüş bir veri ambarı şeması görülmektedir. Buradaki şemada veri ambarının sadece ERP sisteminden beslendiği ve veri ambarını kendi içinde oluşturduğu görülmektedir. İstendiği takdirde sistem kendi dışını veri pazarları, karar destek sistemine veri aktarımı ve araştırmalar için bilgi aktarabilmektedir.

Ancak büyük birçok firma sadece ERP sisteminden değil harici diğer sistemlerde de faydalanmaktadır. Bu durumda iki farklı yol izlenebilir. Birincisi harici sistemden alınan veriler ERP veri ambarına atılabilir. Böylece dışarıdan gelen veriler için değişiklikler yapılarak aynı veri ambarı kullanımı sağlanabilir. Şekil 3’te bununla ilgili şema gösterilmiştir.

Bir diğer yöntem de ERP sisteminden ve harici sistemden verilerin dışarı aktarılması ile bu verilerin harici bir ETL uygulanmasından sonra veri ambarına aktarılmasıdır Şekil 4 bu yöntem ile oluşturulmuş bir veri ambarı şemasını göstermektedir.

Bu yöntemlerden ERP sistemine veri aktaran yöntem, ERP sisteminin alt yapısını kullandığı için tasarımcılara zaman kazandıracaktır.

CANIAS ERP

CANIAS ERP

ERP sisteminin içinde yer alan veri ambarına verileri atmak karar destek sürecinin ERP tarafından yapılacağı anlamına gelmez. ERP firmaları verilerin analiz edilmesi için analizlerin sistem üzerinden yapılmasını sağlayacak güçlü uygulamalar koymaktadır ve bu analizlerin ERP sisteminin içinde yapılmasını isterler Ancak bu karar destek sürecinin mutlaka ERP sistemi üzerinden yapılacağı anlamına gelmez. Şekil 5’te bu konuyla ilgili şema görülmektedir.

CANIAS ERP

Bunların haricinde firmalar, her sistemin kendi içinde veri ambarını oluşturabilir. Oluşturdukları bu veri ambarlarının bazı nedenlerden dolayı birbiri ile veri alış-veriş yapmasını isteyebilirler. Bu gibi durumlarda, iki veri ambarını entegrasyona gerek kalmadan kullanabilirler. Şekil 6’da bununla ilgili örnek şema gösterilmiştir.

Bir diğer husus ise şirketlerin birden fazla ERP sistemi kullanmaları durumunda ERP veri ambarını nasıl tasarlayacaklarıdır. Bu tip bir veri ambarı hazırlanmak istendiğinde, global veri ambarının özelleştirilmiş bir hali olan “ERP odaklı kurumsal veri ambarı” modeli karşımıza çıkar. Bu sistemler genelde farklı coğrafi bölgelere ayrılmış ERP sistemlerinden beslenmek üzere tasarlanmıştır. Kurumsal veri ambarı, yöneticilere gerçek perspektiften uluslararası operasyonlarını sunar. Şekil 7’de bir kurumsal veri ambarı şeması görülmektedir.

Ancak kurumsal veri ambarı ERP sistemlerinin içinden beslenen bir modeldir. Bu da eğer tüm lokasyonlarımızda ERP sistemi yoksa ne olacak sorusunu gündeme getirir. Bunun da çözümü basittir. Veriler yeniden yapılandırılarak uygun hale getirildikten sonra kurumsal veri ambarına alınır.

Kurumsal veri ambarına gönderilirken en sorunlu aşama verilerin yeniden yapılandırılması ve çevrilmesi işlemleridir. Verileri harici ERP programlarından verileri kurumsal veri ambarına almak belki biraz daha kolay olabilir. ERP sisteminden verilerin kurumsal veri ambarına aktarımı işlemi ise şaşırtıcı şekilde zordur. Çünkü merkez kurumun kullanmış olduğu ERP programı ile, diğer lokasyonlardaki ERP programları aynı markaya sahip olsa bile implementasyon sırasında bir çok değişiklikler yapılabilmektedir. Bu yüzden tüm lokasyonlarınızda aynı ERP programını kullansanız bile merkez veri ambarına veri aktarımı hala zorlayıcı olabilir.

CANIAS ERP

Ayrıca merkez veri ambarının olabilecek major değişikliklerde senkronize olmayı sürdürmesi gerekir. Mesela bir lokasyonunuzda herhangi bir sebepten ötürü yasalar değişti ve bunun sonucunda sizinde programda değişiklikler yapmanız gerekti ya da petrol fiyatlarında ciddi farklar ortaya çıktı ve tekrar değişiklik yaptınız. Bir başka gün aynı ekipmanlar ile daha verimli bir enerji üretimi yapabileceğinizi öğrendiniz ve ürün sisteminizi değiştirdiniz. Bir başka gün başka bir değişiklik çıktı. Sonuç olarak sizin hazırlamış olduğunuz bu senkronizasyon sistemin sürekliliğini korumak adına esnek ve değişikliklere açık olmalıdır. Bunun anlamı sürekli değişen bir yapımız olacağı değildir sadece altyapıyı hazırlarken değişime uygun bir altyapı hazırlamamız gerektiğidir.

CANIAS ERP

Sonuç


Sonuç olarak veri ambarlarının geliştirilmesi ve ERP’nin ortaya çıkışı bilgi sistemlerinin patlama yapmasına neden olmuştur. ERP verilerinin veri ambarına entegre edilmesi karar destek sistemleri ve analizler için çok güçlü bir kaynak olabilir. Bunun için verilerin rapor ve analiz kullanımına göre biçimlendirilmesi ve ERP ortamının kurumun karar destek sistemi ile koordineli olması gerekir.

Kurumun ERP sistemlerinden sağlanan sağlıklı bilgi ve verileri yok sayması, veri ambarına güçlü bir altyapı oluşturabilecek değerli bir kaynağını yok sayması demektir. Kurumun ERP sistemlerinden olabildiğince faydalanması gerekir. Bir şirketin bütün sistemini ERP üzerinden kullanabilmesi; Bütün verilerinin oluşması, saklanabilmesi ve eğer doğru uyarlandıysa ilişkilendirilebilmesi anlamına gelir. Bu durum ise bir sonraki aşama olan verileri analiz etme ve karar destek sistemlerine geçilmesine olanak tanır. Bir veriyi oluşurken saklamak her zaman için bu veriyi araştırmalarla bulmaktan daha az maliyetlidir. Şirketlerin amacı kar etmek olduğuna göre, şirketler bir sonraki alınacak karar için karar destek sistemlerinden faydalanmak zorundadırlar. Bu da günümüz bilgi teknolojisinde önemli iki kavramı yan yana getirir; ERP ve veri ambarları.

Kaynaklar


1. Building the Data Warehouse Third Edition – W. H. Inmon (Grafikler ve makale içeriği)
2. Data Warehousing & ERP – A Combination of Forces – Anne Marie Smith (makale içeriği)

Celal Bilgin

IAS Türkiye
Sistem Danışmanı

CANIAS ERP’nin tekstil çözümleri ile tanışan Aster, sektörleri için esnek bir yazılımın şart olduğunu savunuyor…

1993 yılından bu yana tam bir hizmet anlayışı felsefesini benimsemiş olan, kendisine ait tasarımları ile İngiltere, Amerika, Danimarka, İspanya, Fransa ve İtalya’ya ihracat yapan Aster Tekstil, tüm iş süreçlerini CANIAS ERP yazılımı ile yürütüyor.

Ayda 500.000 parçaya kadar üretim yapabilme kapasitesine sahip Aster Tekstil, başarı ile devam eden CANIAS ERP Projesindeki deneyimlerini, Satış ve Pazarlama Müdürü Ali Koçali ve Proje Yöneticisi Çiğdem Dönmez bizlerle paylaşıyor.

IAS: Çok başarılı bir ERP proje süreci geçirdiğinizi biliyoruz. Projenin en başından başlarsak, sizi ERP’ye yönelten sebepler nelerdi?

Ali Koçali: ERP’den önce kullandığımız çeşitli yazılımlar ve sistemler vardı. Ancak sorgulamak istediğimiz detaylar, almak istediğimiz raporlar fazlalaşıp, karmaşıklaşınca, bunların mevcut sistemde yapılabilirliğini analiz ettik ve ihtiyaçlarımızı karşılamadığını gördük. Çevremizin ve yönetim danışmanlarımızın da fikirlerini alarak ERP’ye geçme kararı aldık. “Neden ERP” dediğimizde de, gittikçe zorlaşan rekabet şartlarında iş yapmak, eski karlılıkları elde etmek artık söz konusu değil, sistemi iyi yönetebilmek için iyi ölçebilmek, bunun için de daha detaylı raporlama yapabiliyor olmak gerekiyor.

Artık kimse ürettiği veya sattığı ürünün fiyatını belirleyemiyor. Müşterinin bir satış fiyatı var, perakendede ürünü satacağı fiyatı belirliyor, üreticiye de “şu fiyata yapacaksın” diyor. “Bu fiyata istenilen ürünü nasıl çıkarabilirim?” diye düşündüğünüzde maliyetlerinize, fire oranlarına, daha önce gerçekleşmiş verilere bakıyorsunuz.

Bu yapıdan yola çıkarak Aster Tekstil’i, raporlamaları kolayca yapabileceğimiz, detayları hemen görebileceğimiz bir noktaya getirmemiz gerekiyordu. Böylece ERP yazılımı arayışına başladık.

IAS: ERP yazılımı seçim sürecinde nasıl bir yol izlediniz?

Ali Koçali: Yazılım arayışına başladığımızda, görüştüğümüz uluslararası yazılım firmalarının arasında IAS de vardı. İncelediğimiz yazılımların birinde ihtiyaçlarımıza yönelik çözümleri bulamadık, diğeri ise tekstil sektörünün uzmanlık alanını olmadığını söyledi. Bu seçenekleri elediğimizde, iki seçenek üzerinde değerlendirmelerimize başladık. Almanya menşei olan bir başka yazılım ve IAS’den demolar aldık. Yazılımları kullanan firmalarda referans ziyaretleri ve incelemeler yaptık. Değerlendirme kriterlerimizi oluşturduk ve detayları karşılaştırdık. Marka bilinirliği, marka değeri, programın ne kadar kompakt olduğu, maliyeti, kullanım kolaylığı v.b. konularda değerlendirmeler yaptık.

Seçeceğimiz yazılımda anahtar kullanıcılarımızın en fazla üzerinde durduğu konu, kullanım kolaylığı ve veriye istediği zaman ulaşılabilmesiydi. CANIAS ERP diğer yazılımlara göre daha kompakt ve kullanımı kolay ekranları olan bir yazılımdı.

Bizim için sadece yazılımın kompaktlığı değil aynı zamanda firmanın da kompakt olması önemli. Çünkü biz kendimizi rakiplerimiz ile kıyasladığımız zaman, başarımızın daha kompakt ve daha esnek olmamızdan kaynaklandığını biliyoruz. Benzer çalışma ve başarılarından dolayı IAS için de aynı şey geçerlidir diye düşünerek tercihimizi CANIAS ERP’den yana kullandık.

 

IAS: Yazılım seçimi yönetim tarafından mı yapıldı?

Ali Koçali: Biz olaya sadece yönetim noktasından bakmadık. Anahtar kullanıcılarımızın onaylamadığı bir ERP yazılımının sürecini yönetmekte sıkıntı yaşayacağımızı bildiğimiz için, en başından sürece, onları da dahil ettik. CANIAS ERP’nin esnek ve geliştirmeye açık oluşu, yani yazılım geliştirme dili TROIA sayesinde kendi bünyemizde de rahatlıkla geliştirebiliyor olmamız gibi çok önemli artıları vardı.

Yazılım projesini daha etkin yönetebilmek adına, seçim aşamasından karara kadar tüm kullanıcıları da bu sürece dahil ettik. Onların düşüncelerini ve değerlendirmelerini aldık. Sonuçta da CANIAS ERP ile devam etme kararı aldık. Sonrasında da işin uygulama süreci başladı.

IAS: Uygulama sürecinde yönetim olarak nasıl rol aldınız?

Ali Koçali: Yönetim olarak, “ERP’ye neden ihtiyaç duyduk? Neden aldık” sorularını aklımızdan çıkartmadık ve çıkarttırmadık. Anahtar kullanıcılar kadar son kullanıcıların da projeye ve sürece dahil edilmesi gerekiyordu. Öncelikle tüm ekibimizin katılımı ile ERP’nin ne olduğu, IAS’nin kim olduğu CANIAS ERP’nin yetkinliği gibi konularda toplantılar yaptık.

Eski sisteme alışkanlıkları sebebi ile çalışanların yeni sisteme geçişte zorlanmamaları için, ERP’ye neden ihtiyaç duyduğumuzu, bize neler sağlayacağını, proje sürecinde nasıl ilerleyeceğimizi ve bunun için ne gibi özverilerde bulunmamız gerektiğini bir dizi toplantı ile tüm çalışanlarımıza anlattık. Yönetimden biri olarak ben projeye mümkün olduğunca dahil olmaya çalıştım, Genel Müdürümüz İsmail Koçali de sürekli raporlarla takip etti. Projenin hep arkasında durduk.

IAS: ERP Projelerinde yaşanan sorunlardan biri de kullanıcı direnci. Siz Aster’de böyle bir direnç ile karşılaştınız mı? Motivasyonu yüksek tutmak için neler yaptınız?

Ali Koçali: Özellikle böylesine zor bir dönemde, böylesine büyük bir yatırımın neden yapılması gerektiğini anlattık. Sonrasında da herkes projeyi takip eder oldu. Bu konuda arkadaşlarımız da çok özverili davrandılar. Projeyi çok önemsediğimiz için Proje Yöneticimiz Çiğdem Hanım ile sürekli fikir alışverişi yaptık. Çiğdem Hanım’ın projeyi son derece iyi yönettiğini düşünüyoruz. Projeye dahil olan bütün arkadaşlarımıza derdimizi ve amacımızın ne olduğunu doğru anlatabildiğimiz için de ekstra bir direnç oluşmadı. Hedeflerimizden hiç uzaklaşmadık. Diğer taraftan da her kullanıcının projeye bakış şeklinin farklı bir motivasyon içerdiğinin farkındaydık. Departman yöneticisi ile stokta veri giren personelin proje motivasyonu aynı olmayacaktı. Bu nedenle olabildiğince hızlı bir şekilde ve doğru yöneterek projeyi sonlandırmaya çalıştık. Böyle bir bıkkınlık başladığı zaman bunun bütün departmanlara da nüfus edeceğinin farkındaydık. Proje biraz ilerleyip kurulan modüllerden rapor almaya başladığımız zaman, bunu motivasyon aracı olarak kullandık. “Bu kadar emek verdik, şu raporları artık hızlı ve doğru bir şekilde alabiliyoruz.” dedik. Bir toplantıda Planlama Yöneticimiz Zümrüt hanım aldığı raporlardan bahsederek “İşte şimdi CANIAS ERP’nin meyvelerini toplamaya başladık” deyince bizim için de büyük bir motivasyon kaynağı oldu. 5 ay gibi bir sürede projenin yüzde 40’lık bölümünün bitmesine rağmen, neler elde etmeye başladığımızı görünce, bu bizim için de ciddi bir itici güç oldu. Tüm gelişmeleri çalışan arkadaşlarımızla paylaştık. Yaptıklarımızı ve ileride neler yapabileceğimizi anlamaya başladılar.


ERP projelerinde iş, yazılımını veya tedarikçi firmayı seçmekle bitmiyor. Örneklerini biz net olarak yaşadığımız için söyleyebilirim, projeyi de çok iyi yönetmeniz gerekiyor.


Projeyi yürütürken süreçlerimizi iyileştirdiğimiz birçok nokta da oldu. Daha önce farklı raporları karşılaştıramıyorduk. Ama şimdi ne yapıyoruz; Depodaki stok durumu ile, pazarlamadaki sipariş durumumu bir araya getirip özel raporlar elde edebiliyoruz.

IAS: Proje yöneticisi olarak, Aster’in ERP proje sürecinde yaşadıklarından biraz bahseder misiniz?

Çiğdem Dönmez: ERP projemizin başlangıcı 17 Eylül 2008. Çalışmaya anahtar kullanıcılarımız ve danışmanlarımız ile birlikte sistem analizi yaparak başladık. Her departmandan, kendi alanında uzman, projeye yön verebilecek, akılcı, yol gösterebilecek arkadaşları anahtar kullanıcı olarak seçtik. Tek tek her kullanıcının adı ve hangi modül ya da modüller ile ilgileneceği belirlendi ve bir proje organizasyon şeması hazırlandı. Proje Planına göre ilk iki haftayı sistem analizi için ayırdık. Bu süreçte tüm gün süren çalışmalar ile danışmanlara kendimizi anlattık. Arkadaşlarımız çok detaylı bir şekilde kendi departman dosyalarını hazırlamışlardı. Zaten yazılım karar sürecinde de arkadaşların departmanları ile ilgili hazırladığı bilgiler ve beklentilerinin yer aldığı dosyalar kullanılmıştı. Danışmanlar ile bu bilgileri paylaşmak analiz sırasında işimizi oldukça kolaylaştırdı. Danışmanların sistemi tasarlayabilmek için hazırladıkları soruları cevaplandırdık. Her departmanda kullanılan form ve raporlardan örnek çıktılarımızı hazırlamıştık ve danışmanlara sunduk.

IAS: ERP ihtiyacını doğuran temel sıkıntılardan bahsettik, bir de sizden dinleyebilir miyiz?

Çiğdem Dönmez: Aster’de CANIAS ERP’den önce mevcutta kullandığımız farklı süreçlere yönelik yazılımlar vardı. Her işi farklı bir yazılımla çözmeye çalışmışız. Bir rapor istendiğinde farklı yerlerden, farklı raporlar oluşturuluyor, hem veriler birbirini tutmayabiliyor, hem de mükerrer veri girişleri oluyordu. Kullanılan yazılım çözümleri arasında bir entegrasyon yoktu.

IAS: Analiz sürecinde neler yaptınız?

Çiğdem Dönmez: Analiz sürecinde kullandığımız mevcut programların her birinin ekran görüntüleri, nasıl veri girdiğimiz, çıktı ve rapor örnekleri gibi pek çok yapıyı IAS danışmanlarına sunduk. Mevcut programda hoşumuza giden “CANIAS ERP’de de böyle istiyoruz” dediklerimiz, bir de “bunları yapamıyoruz, bunları CANIAS ERP’de yapmak istiyoruz” dediklerimizi çıkardık.

Analiz süresi sonunda yol haritamız çıktı ortaya. Ay ay, hafta hafta proje planımız belirlendi. Bunları belirli periyotlarla güncellemeyi amaçladık.

IAS: Analiz sürecinden sonra nasıl ilerledi proje?

Çiğdem Dönmez: Analiz bittikten sonra 8 Ekim’de yazılımı kurduk. Malzeme tanımları gibi temel işlemlere başladık. 1 Mart 2009’da da yani 5 ay gibi kısa bir sürede, Satış ve Pazarlama Yönetimi, Ürün Ağaçları, Rotalar, MRP, Satınalma Yönetimi, Fatura Kontrol, Envanter Yönetimi, Üretim Yönetimi ve İş Emirleri modüllerinde canlı kullanıma geçtik. İlk olarak, siparişlerimizi sisteme girmek, ürün ağaçları ve rotalarımızı oluşturmak, MRP çalıştırıp malzeme ihtiyaçlarımızı hesaplamak gibi ana süreçleri CANIAS ERP üzerinden yürütmeye başladık. Bu adımları, sistem üzerinden satın alma siparişlerinin açılması, satın alma siparişine bağlı stok girişlerinin yapılması, satın alma faturalarının işlenmesi, satış faturamızın ve ihracat beyannamelerinin açılması izledi.

5 ay içinde bu ana zinciri başlatmış olduk. Geçen süre içinde paralel kullanım yaptığımız noktalar da oldu. Ama gördük ki, %100 tek sisteme geçmedikçe, kullanımdan istediğimiz verimi alamayacağız. Kullanıcılar eski sistemde günlük işini yapabildiği için, CANIAS ERP’ye veri girişini ek bir iş ya da boş zamanlarında yapacağı bir iş gibi görebiliyor, bu da sistemi sağlıklı test etmemizi engelliyordu. Sistem çalışıyordu ama pek çok noktada canlı kullanıma geçtikten sonra ilaveler yapmak durumunda kaldık. Amaçtan sapmadık, yılgınlık, motivasyon kaybı yaşamadık. Bazı işlemleri manuel yürüttüğümüz zamanlar oldu. Öngöremediğimiz ve canlı kulanım sırasında karşımıza çıkınca fark ettiğimiz sorunlar da yaşandı.

Projenin 5. ayından sonra da sıradaki modüllerin uyarlamasına başladık. Şu an geldiğimiz noktada ilk kullandığımız modüllere ilaveten İnsan Kaynakları Yönetimi, İthalat Yönetimi, İhracat Yönetimi, Kalite Kontrol, Doküman Yönetimi, Standart Ürün Maliyetlendirme modüllerini de kullanmaya başladık. 01.01.2010 itibari ile de Genel Muhasebe modülünde canlıya geçtik. Gene 2010 yılı itibari ile EDI modülünü kullanmaya başladık ve müşterilerimiz ile ortak EDI projeleri başlattık.

İlerleyen aşamalarda, Balanced Scored Card uygulamasını da CANIAS ERP üzerinden yapacağız.

IAS: Bu büyüklükte bir projeye göre oldukça hızlı ilerlemişsiniz. Proje ekibiniz kaç kişiydi?

Çiğdem Dönmez: Projeye Ekim 2008’de başladığımızı düşünürseniz, 1 yıl sonunda, birkaç modül dışında, tüm sistemi kurmuş olduk. ERP proje ekibimiz ben dahil 3 kişiden oluşuyor. Anahtar kullanıcı sayımız 20. Bütün kod geliştirmelerini iki uzman arkadaşımız Volkan Şen ve Başar Yılmaz yürütüyorlar. Geliştirmelerin büyük kısmını ek danışmanlık desteği almadan kendi ekibimizle yaptık.

Adım adım eskiden kullandığımız yazılımları bıraktık. En önemlisi Excel’de hazırlanan bireysel raporları bırakmaktı. Kimse artık bireysel rapor hazırlamasın ve raporlar o kişinin bilgisayarında kalmasın istiyoruz.

IAS: Tekstil sektöründe ERP projesi yönetmek farklı mı? Zorlukları neler?

Çiğdem Dönmez: Sipariş, satınalma, stok yönetimi gibi süreçler pek çok firmada benzer yapı gösterebilir. Ama tekstil sektörü pek çok değişkene ve standartlaştıramadığımız parametrelere sahip. Aynı alanda faaliyet gösteren iki tekstil firmasının iş yapma şekilleri bile birbirinden çok farklı olabiliyor. İlk aklıma gelen örnek MRP.

MRP’nin çalışma mantığı standarttır. Sipariş girilir, ürün ağacı ve rota tanımlanır, MRP çalıştırılır ve malzeme ihtiyacı hesaplanır. Çıkan malzeme ihtiyaçlarına göre de satınalma siparişleri oluşturulur. Bizde ise, ürün paketlenip sevk edilene kadar her aşamada ürüne malzeme ilavesi yapılabiliyor. Her ilavede ve değişiklikte MRP’yi tekrar çalıştırıp, yeni eklenen malzemelere göre sistemdeki her aşamada güncellemeler yapmak gerekiyor.

Tekstil sektörü olarak, dünya pazarında, özellikle de uzak doğu ile rekabette en büyük avantajımız termin. Müşteri siparişine dayalı üretim yapıyoruz ve çok kısa üretim süreleri istenebiliyor. Uzakdoğu’dan gönderilen ürünün yolda geçirdiği sürede, biz üretimi yapıp ürünü sevk edebiliyoruz. Dolayısı ile siparişi alıp telefonu kapattığınız anda startı vermek zorundasınız. O anda kumaş ya da aksesuar tedarikini yapmanız gerekiyor. Her şey o anki siparişle ilgili olduğu için önceden stoklu çalışma gibi bir şansınız olmuyor. Stok maliyetine katlansanız bile müşterinin hangi ürünü, ne zaman, ne renk isteyeceğini gibi detayları bilme ve kontrol etme şansınız yok.

Müşteri siparişi geçmiş ama etiket detayını henüz bildirmemiş olabilir, omzuna bir detay aksesuar koyup koymayacağına henüz karar vermemiş olabilir. Bu kararları beklemeden siparişi üretmeye başlamalısınız. O ürünün kumaşını tedarik edip, fasoncularını ayarlamalı, hangi tedarikçilerle çalışacağınızı belirlemelisiniz. İplik alıp, ördürüp, ham kumaş yapıp, boyatıp, boyalı kumaşı ürünün içinde kullanabilirsiniz. Bu süreci de sizin yönetmeniz gerekebilir. Renk belli değilken ipliğini ve ham kumaşını tedarik edeyim deme şansınız var. Bu süreçte, bırakın günleri ayları, saatler önemli bizim için. Bir siparişi ortalama 3-4 hafta içinde tamamlayıp yüklemeniz gerekiyor.

Kullandığımız sistemin de bu hıza ve esnekliğe uygun olması gerekiyordu. Bu nedenle bazı noktalarda ciddi değişiklikler yapmamız gerekti. Asorti girişleri, asortili sistemden sipariş oluşturulması gibi…

Tekstile özel raporlarımızı da kendimiz geliştirdik. Şu anda irsaliyelerimizi, faturalarımızı sistemden basıyoruz. Sipariş ve iş emri raporlarımızı, fason takip sistemimizi, üretim raporlarımızı CANIAS ERP’den alabiliyoruz. Şimdi de “OLAP modülü ile birlikte grafiksel raporlarımızı CANIAS ERP’den nasıl alırız, MIS’yi nasıl kullanırız?” çalışmalarına başlayacağız.

IAS: Siz projeyi yönetirken nelere dikkat ettiniz?

Çiğdem Dönmez: Ben işin kod kısmından ziyade kullanıcılarla birlikte oturup, ihtiyaçlarını, isteklerini ve değişiklikleri gözlemledim. Neyi neden istediklerini anladığınız zaman daha rahat ve bilinçli ilerleyebiliyorsunuz. Biz hiçbir zaman “Bir program verdiler, kullan dediler kullanıyoruz.” zihniyetini yaşatmadık kullanıcılara. Her zaman işin içindeydiler. Sahiplendikleri zaman fikir üretiyorlar, daha iyi anlamaya çalışıyorlar. Sizi de kendilerinden biri gibi gördükleri için isteklerini ya da sıkıntılarını iletirken anlayışla hareket ediyorlar. ERP yazılımı seçilirken de herkese fikri sorulduğundan sonradan bir sıkıntı yaşamıyorsunuz.

Proje süresine gelince, proje süresi konusunda Aster Tekstil yönetimi gayet netti. “Öngörülen süre ve ayrılan bütçe ile bu proje bitecek” hedefi ile hareket ettik. Ancak ERP projelerinde beklenmedik sıkıntılar çok yaşanır ve öngörülen proje süresinden %50 sapma bile zaman zaman başarılı kabul edilebilir. Bizde % 10’luk bir sapma meydana gelince bile, hemen acil durum planları yaptık. Proje süresince, hem süre olarak, hem de danışmanlık desteği olarak proje planında 3 – 4 revizyon yaptık.

Yazılımda çoğu yerde geliştirme yaptık. Bazen de sistemin standardı dışında yaptığımız geliştirmelerde kalan açık noktaları, kullanıcıdan zamanında geribildirim alamadığımız için canlı kullanım sırasında tespit edebildik. Yoğun geliştirme ve değişiklikler de risk taşıyordu, biz almamız gereken yerlerde bu riski aldık. Gerçekten işi hızlandıracak ve etkinliği artıracak bir geliştirme isteniyorsa yaptık.

Yönetim ERP projesi konusunda çok profesyoneldi. Tüm karar sürecinde anahtar kullanıcıları karara dâhil ederek, hem ERP konusunda inançlı olduğunu, hem de alınacak yazılım konusunda dikte etmediğini, sadece yol gösterici olduğunu anlattı. Proje süresince de hiçbir zaman işe direk müdahale etmediler, işi uzmanlarına bırakacak mesafede durdular, yol gösterici, yönlendirici oldular. Onlara yaptığım sunumlarla ve raporlarla proje hakkında bilgi sahibi oldular. Gereksiz baskı uygulamadılar.


 

IAS: Seçim aşamasında Aster’de olsaydınız sizin ERP seçerken kriterleriniz neler olurdu? CANIAS ERP bu noktada sizin kriterlerinizle örtüşüyor mu?

Çiğdem Dönmez: Benim ERP yazılımları konusunda en önemli kriterim “esneklik”. CANIAS ERP’de bunu bulduk. İkinci önemli özellik, bizim koda müdahale edebiliyor olmamız. Kendi geliştirmelerimizi kendimizin yapabiliyor olması. Bu çok önemli çünkü bağımlılığımızı azaltıyor. Bu noktalarda CANIAS ERP benim kriterlerimi karşılıyor. Danışmanların tekstil sektöründeki tecrübeleri de önemliydi. Üretim prosesleri ve kullandıkları terminoloji ile bizi anlayabildiklerini gördük. Sektörel tecrübe önemli bir kriter. Genel anlamda ihtiyaçlarımıza uygun bir seçim yapılmış diye düşünüyorum.

Farklı bir yazılım ve firma seçilmiş olsaydı projemiz bu maliyet ve sürede gerçekleşmezdi.

IAS: ERP projesine başlayacak olan firmaların yöneticilerine ve proje sorumlularına önerileriniz neler olur?

Ali Koçali: ERP’den beklentilerini ve hedeflerini çok net belirlemeleri gerekiyor. Ne elde edileceği bilinmeden projeye başlanmaması lazım. “ERP’ye neden ihtiyacım var, mevcut kullandığım programdan farkı ne olacak, beklentilerimiz neler?” soruları çok net cevaplanmalı.

Şu anda bizde 60 kullanıcı var ve eş zamanlı olmasa da 100 kişiye yakın CANIAS ERP kullanan çalışanımız var. Bu kullanıcıların hepsinin sistemle barışık olması gerekir. ERP, daha basit yazılımlara göre, beklentilerle paralel olarak haliyle daha karmaşık bir program. İnsanların aklına “eski programda yapıyorduk” sorusu muhakkak geliyor. Bu nedenle yazılım seçiminden başlayan bütün süreçlere ekibi dahil etmek gerekir. Aster olarak bizim doğru yaptığımız en önemli adımlardan biri bu. Herkesin taşın altında eli var ve o nedenle herkes sahipleniyor projeyi. İleride, “şu yazılım seçilmiş olsaydı daha iyi olurdu” denmesin diye bilinen tüm ERP firmaları ile görüştürdük arkadaşları. Bu yapılmadığı takdirde çok kolay atlatılabilecek sıkıntılar bile büyüyebilirdi.

Yazılım alındıktan sonra da, proje sürecinin kesinlikle kolay bir süreç olmadığının anlaşılması gerekli. Bunun için de sürekli olarak proje amacının ve beklentilerinin hatırlatılması gerekir.

Sonrasında iş, süreci doğru yönetmeye kalıyor. Proje sorumlusu çok önemli. Ona verdiğiniz yetki ve sorumluluklar çok önemli. Son kullanıcıları doğru motivasyonlarla ara ara motive ediyor olmanız lazım. Bir problem varsa Çiğdem Hanım ile birlikte o sıkıntıya bakıyorlar, kaynağını birlikte bulmaya çalışıyorlar. Sizi kendilerinden hissettikleri zaman daha kolay ilerleyebiliyorsunuz.

ERP projesi bir takım işi. Takımın gücü ve başarısı her bir bireyin gücü ve başarı ise orantılı.

İyi bir yönetimle ERP çok faydalı bir araç. Ben böyle bir projeyi gerçekleştirdiğimiz için son derece mutluyum. Bütün firmaların yatırımlarını durdurduğu bir dönemde başladık bu projeye. Ama bunu fırsat olarak değerlendirdik ve çok yoğun olmayacağımız için projeye daha iyi konsantre oluruz dedik. “Bütün zorluklara sıkıntılara rağmen işimizi yapmaya, projemizi de başarılı bir şekilde yürütmeye devam edeceğiz” dedik.

Bu kararlılığı göstermeseydik, şu anda aldığımız raporları hiç almamış, geçtiğimiz yollardan hiç geçmemiş olacaktık. Bu sebeple de projeye başlamakla çok iyi bir karar verdiğimizi düşünüyorum. ERP belli bir ölçeğe ulaşmış firmaların mutlaka sahip olması gereken bir çözüm. Doğru yönetilip kurgulandığı sürece, yapılmış olan yatırımın birkaç yıl içerisinde gerek maddi gerek manevi olarak geri döneceğine eminim. Manevi derken, işleyişinizin hızlanması, bıkkınlıkla toplanan verilerden elde edilen raporların şimdi birkaç saniye içinde kolaylıkla elde edilmesini kastediyorum. Kalifiye personelimizin zamanı değerli, bu zamanın niteliksiz işlerle harcanmasını istemeyiz. Onun için belli bir ölçeğe geldiyseniz ERP şart diyorum. İhtiyaç değil, gerçekten bir şart. Doğru zamanlama da çok önemli. Bazı ihtiyaçların oluşması için kurum, kişi ve ekip olarak belirli bir olgunluğa ihtiyaç var. Ancak bu şekilde değişimi sindirip ilerleyebiliyorsunuz.

Çiğdem Dönmez: Hedefler detaylı ve net bir şekilde belirtilmezse hedefe ulaşma başarısını ölçme fırsatı da olmaz. Bu nedenle projeye başlamadan projeden beklentiler ve hedefler detaylı ve net bir şekilde tanımlanmalı ve proje sürecinde sık aralıklarla gözden geçirilmelidir.

Firma ihtiyaçlarına  en uygun yazılım seçilmelidir. Önemli olan, sizin için en iyi olan yazılımı bulmaktır. Firmanın süreçlerine göre yazılımı geliştirmek ve modifiye etmek kadar, bu projeyi fırsat olarak değerlendirip, yazılıma göre süreçleri iyileştirmek de hedeflenmeli ve uygulanmalıdır.

 

ASTER Tekstil San. ve Dış Tic. A.Ş.

Tekstil alanında tam bir hizmet anlayışı felsefesini benimseyen Aster Tekstil, kendisine ait tasarımlarıyla İngiltere, Amerika, Danimarka, İspanya, Fransa ve İtalya’ya ihracat yapmaktadır. Marks&Spencer, Debenhams, Esprit, EDC, Jane Norman gibi dünyanın önde gelen markaları için üretim yapan Aster Tekstil, 1993 yılında İstanbul’da kurulmuştur. Ayda 500.000 parçaya kadar üretim yapabilme kapasitesine sahip olan Aster, çocuk, erkek ve kadın giyimi alanında hizmet vermektedir.

 


Say Reklam