Bilişim sisteminiz sizi soyuyor!

Steve BellSteve BellNike’a milyonlarca dolar tasarruf ettiren Bay Yalın BT Steve Bell Haberturk.com’a konuştu: Sistemler gittikçe karmaşık hale geliyor bu da kontrolün kaybedilmesine neden oluyor
22 Mayıs 2012 Salı, 11:44:05

HABERTURK.COM EKONOMİ SERVİSİ
SELİN KUNT ZENGİN
skunt@haberturk.com

Nike gibi dünya markalarının “yalın BT” danışmanı olarak onlara milyonlarca dolar tasarruf ettiren dünyaca ünlü yönetim dahisi ve Yalın Yönetim Enstitüsü Öğretim Görevlisi Steve Bell, Mayıs 2012’de ilk kez Türkiye’ye geliyor.

Aynı zamanda “yalın BT” ifadesine ilk yer veren yayım olma özelliğine sahip Yalın İşletme Sistemleri adlı kitabının da yazarı olan Bell, özellikle ERP (kurumsal kaynak planlaması) sistemleri ve yalın uygulamaları arasındaki ilişkiyi irdeliyor. Bell, ikinci kitabı ile 2011 Dünya Shingo Araştırma Ödülü’ne layık görüldü ve yalın konulu yayınlar arasında “en çok satanlar” arasına girdi. 

Bell milyonlarca dolar değerinde tasarruf yaratılmasına katkıda bulunmakla kalmayıp strateji, organizasyonel yapı ve sürdürülebilir gelişim anlamında majör iyileştirmeler sağladığı Nike, State Street Bank, Conway gibi vakaları paylaşacağı Yalın BT Semineri için 24 Mayıs’ta İstanbul’a geliyor. Steve Bell ile İstanbul’a yapacağı ziyaret öncesi Netsis aracılığıyla görüşme fırsatı buldum.

Okurlarımızın Steve Bell’i daha iyi tanıması için bize biraz kendinizden bahseder misiniz?
Yalın düşünceyle ilk defa 1990’larda ERP (Kurumsal Kaynak Planlama) ve MRP (Üretim Kaynakları Planlaması) sistemleri uyarlarken tanıştım. Bir yandan ‘akış’ ve ‘çekiş’ ile ilgili Yalın düşünce terimlerini öğreniyordum, öte yandan yazılımcıların daha fazla planlamayı ve kontrol sistemlerini savunduklarını, karmaşıklıkları yönetmek için de daha fazla karmaşıklık gerektiğini düşündüklerini görüyordum.

Bu arada ERP sistemlerinin de sicilinin o kadar iyi olmadığının farkına vardım. ERP birçok iş sürecinin entegrasyon ve otomasyonunu sağlıyordu, ama aynı zamanda esnekliğin azalmasına, risk ve giderlerin artmasına ve kullanıcının süreçlerini tanımlaması ve iyileştirmesi için gerekli kontrolü kaybetmesine neden oluyordu. Bu nedenle, ERP sistemlerinin uyarlanmasında sürekli iyileştirme ilkelerini uygulamaya başladım ve çalışmalarım başarılı oldu. Kontrol böylece tekrar müşterinin eline geçiyordu. Bu gelişmeler sonucu, 2006 yılında yayımlanan ve Yalın düşünce ile bilişimin yakınsamasını irdeleyen Lean Enterprise Systems (Yalın Kurumsal Sistemler) adlı ilk kitabım ortaya çıktı.

Bu ilk kitabın başarısı, beni kurumların bilgi sistemlerinin organizasyonu konusuna daha derin bir biçimde eğilmeye itti. Böylece geçen yıl Shingo Ödülü’nü alan Lean IT (Yalın Bilişim) adlı ikinci kitap ortaya çıktı. Bu kitap, çevik yazılım geliştirme, bilgi sistemleri servis yönetimi ve proje yönetimi gibi bilişim fonksiyonlarını Yalın bir perspektiften inceliyor.

Şu anda bilgi sistemleri ile kurumun esas işi arasında bir türlü çözülemeyen uyum sorununu araştırıyorum. Bu konudaki Run Grow Transform: Integrating Business and Lean IT (İşlet, Büyüt, Dönüştür: İşle Yalın Bilişimin Entegrasyonu) adlı yeni kitabım 2012 yılı ortalarında yayımlanacak. Bu kitap, Yalın Bilişim’i temel alarak, değer akışı perspektifini kurumun tamamına götürürken, müşteriye yönelik değer akışlarında bilgi sistemlerinin rolünü sorguluyor.

Bunlar dışında aynı zamanda Lean Enterprise Institute (Yalın Kurum Enstitüsü) öğretim görevlisiyim. Burada şu ana kadar edindiğim tecrübeleri mümkün olduğunca çok kişi ve kuruluşla paylaşmaya gayret ediyorum. Sorunlarını çözmelerine yardım etmek amacıyla işletmelere, atölye, seminer, gemba yürüyüşü ve koçluk gibi hizmetler veriyorum.

Faaliyetlerim arasında bir de insani yardım kuruluşlarına Yalın düşüncenin avantajlarını götürmeyi hedefleyen Lean4NGO.org adlı bir organizasyon başlattığımdan bahsetmek isterim. Eşim (Yalın düşünceyi bakımevleri gibi kurumlarla tanıştıran bir hemşire olan) Karen Whitley Bell ile birlikte, kar amacı gütmeyen kurumlar ve sivil toplum kuruluşlarıyla yakın çalışıyoruz. En büyük amacımız, insani yardım kuruluşlarının operasyonel verimlilik ve etkinliğinin artırılmasına yardımcı olarak, piramidin en altındaki insanların yaşamlarının iyileştirilmesine katkıda bulunmak.

Yalın Bilişim nedir?    
‘İşlet Büyüt Dönüştür: İşle Yalın Bilişimin Entegrasyonu’ adlı yakında yayımlanacak son kitabımda yalın bilişimi şöyle tanımlıyorum:
‘İş paydaşları, teknik uzmanlar, tedarikçiler ve müşterilerin işbirliği ve deneyimlemeleri aracılığıyla, son müşteriye değer katmak amacıyla kaliteli bilgiyi, etkili bilgi sistemlerini ve teknoloji ile mümkün olan ürün ve sistemleri sürekli biçimde iyileştirmek ve yenilemek için, sürekli ve hızlı öğrenme uygulaması.’

Bu fikir nasıl doğdu?
İlk soruya verdiğim yanıt bu sorunun cevabına da bir temel oluşturuyor sanırım. Buna ek olarak çevik yazılım geliştirme ve bilgi teknolojileri servis yönetimi adlı iki disiplinin, Bilgi Teknolojileri Altyapı Kütüphanesi (ITIL) sayesinde Yalın ilkeleri bilişime bir süredir uyguladığını söyleyebilirim. Yalın bilişim, bunları ve diğer bilişim topluluklarını işle bir araya getirmeyi, böylece son müşteriye hizmet eden değer akışlarını desteklemeyi amaçlıyor. Örneğin yüksek performanslı bir Çevik ekip yüksek kaliteli yazılımı hızla geliştirebilir, ama hala değer akışı içerisinde müşterinin değer yaratmasını engelleyen sistemik engeller kalabilir. Burada Yalın bilişimin hedefi, bilgi teknolojilerini bütünsel bir bakış açısıyla baştan sona işle bütünleştirmek. Bu aynı zamanda Yalın düşüncenin gereklerinden biri.

“KARMAŞIKLIK YÜZÜNDEN İŞLETMELERİN BİR ÇOĞU GÜNLÜK İŞLERİNE ANCAK YETİŞEBİLİYORLAR”
Kurumsal mantık genellikle, ‘süreç ne kadar zor ve karmaşıksa o kadar iyidir, çünkü sarf edilen çabayı gösterir’ şeklindedir. Bu anlayışı nasıl kırdınız?

Leonardo DaVinci ‘sadelik karmaşıklığın doruğudur’ demiştir. Bence çok doğru bir söz. Sadece teknoloji değil süreçlerin kendilerinin de gereksiz karmaşıklığı, değişim, çeviklik ve inovasyonu engeller. Ekipler müşterinin ne istediğini ve bu isteğin en az zaman, çaba ve israfla nasıl karşılanabileceğini anladıklarında, iyileştirme ve yenileşime odaklanabilirler.
Çevik yazılım geliştirenlerin ‘teknik borç’ adını verdikleri bir kavram var. Değişime direnen karmaşıklık, işletme ve müşterilerinin her gün ödemeye devam ettiği bir borçtur.

İşletmelerin birçoğu, günlük işlerine ancak yetişebiliyor. Bu da tepkisel bir davranış biçimine neden oluyor, etkili yönetişim ve yenileşime vakit kalmıyor. Yalın uygulamalar operasyonel mükemmelliğe erişmeye yardımcı oluyor, böylece bilgi teknolojileri uzmanları proaktif ve yenilikçi olabiliyor. Bu dönüşüm, zaman alan bir süreç. Yalın yolculuğa çıkma kararı, vizyon gerektiren zor bir karar. Vizyona ek olarak, kuruluşu yeni iş yapma yöntemleri aramaya mecbur edecek bir kriz de, bu kararı almaya yardımcı olabiliyor. Yalın düşüncenin bir kuruluşta benimsenme süreci başlayınca, çalışanlar israf keşfettikçe ve bu israfın giderilmesinin operasyonel ve finansal iyileşmelerle sonuçlandığını gördükçe, kurum içinde Yalın düşünce ile ilgili heyecan artıyor.

Makro düzeyde ise, küresel ekonomik krizin,  işletmeleri daha azla daha çok yapmaya yönelterek, Yalın düşüncenin benimsenmesini hızlandırdığı söylenebilir. Yalın düşünceyi benimseyen firmaların sayısı arttıkça ve bunun olumlu yansımaları görüldükçe, yarışta geri kalanlar kendi sorunlarını kavramaya başlıyor ve Yalın düşüncenin bu problemlere uzun vadeli ve kalıcı çözümler getirebileceğinin farkına varıyor. Düşünce tarzının değişmesi, yavaş gerçekleşen bir süreç. Yalın düşünce uzun yıllardır var, ama Yalın Bilişim daha yeni; aşağı yukarı son on yıldır hızla gelişiyor.

Yalın bilişimden ne gibi kazanımlar bekleyebiliriz?
Hız ve kalite artışı, giderlerin azalması (ek kapasite kazandıran israf elenmesi sayesinde), çalışanların tatmin ve motivasyonu, müşterilerin tatmin ve bağlılığı. Bu kazanımlar, Yalın düşüncenin iki temel ilkesiyle bütünleşiyor: sürekli iyileştirme ve insana saygı. Yalın, sürekli öğrenen bir işletme yaratıyor. Bu da kurumların sürdürülebilirliğinin ve rekabet avantajının temeli.
Yalın bilişimin getirdiği kazanımları dünyanın farklı bölgelerinde ve birçok değişik sektörde yaşanan örneklerde görüyoruz. Son zamanlarda özellikle finans sektöründe Yalın bilişim faaliyetlerine sık rastlanıyor. Bu da sürpriz değil, çünkü finans sektörü bilgi teknolojilerine genellikle diğer sektörlere göre daha fazla yatırım yapıyor. ING Netherlands, State Street Corporation ve Nationwide Insurance, Yalın bilişimi benimseyen finans kuruluşlarına üç iyi örnek. Başka sektörlerde ise, Tesco, Solar ve Con-way adlı kuruluşlardan bahsedebiliriz. 2010 yılında yayımlanan Lean IT adlı kitabımda bu konuyla ilgili detaylı vaka çalışmaları var. En yeni kitabım Run Grow Transform: Integrating Business and Lean IT, daha yeni bazı örneklere yer veriyor.

“BÜTÜN SİSTEMLERDE HIZLA ELENEBİLECEK BAZI İSRAFLAR MEVCUT”
Yalın bilişim daha verimli ve hesaplı derken, bahsedilen kazanımlar kısa vadeli mi uzun vadeli mi?

Yalın uygulamalarda farkındalık yaratmak ve yetkinlik oluşturmak için kısa vadede bazı yatırımlar gerekiyor. Öte yandan, bütün süreçlerde hızla elenebilecek bazı bariz israflar mevcut. Bunların elenmesi, artık fazlasıyla benimsenmiş olan, kurumun kalıcı mükemmelliğe ulaşmasını ve yenileşimi önleyen daha zorlu ve sistemik israfların üstesinden gelinebilmesi için ekiplere gerekli motivasyonu sağlar. Sonuç olarak, erken safhalarda hızla yapılan iyileştirmelerin getirdiği kısa vadeli kazanımlar olmasına karşın, Yalın bilişimin uzun vadedeki getirileri, kurumun sürdürülebilirliğine en büyük katkıyı sağlar.

Bütün bunların anlamı, şu ana kadar yapılanların genellikle yanlış olduğu mu?
Tamamen öyle denilemez. Yarım yüzyıldan fazla bir süredir bilgi teknolojileri çözümlerini iş problemlerine uyguluyoruz. Günümüzde daha büyük talepler ve daha fazla karmaşıklıkla karşı karşıyayız. İşletmelerin her zamankinden fazla hız ve çevikliğe gereksinimi var. Son dönemlerde bulut bilişim, sanallaşma, taşınabilirlik, büyük veri analizi, sosyal medya gibi yeni eğilim ve kavramlar ortaya çıktı. Bilgi teknolojileri artık neredeyse müşterilerimize teslim ettiğimiz bütün ürün ve hizmetlerde gömülü. Kendimizi rakiplerimizden farklılaştırmamızın yolu, bilgi teknolojilerinden geçiyor. Sadece ürün ve hizmetin kendinde değil, müşterilerimize sunduğumuz hizmette, onlarla etkileşimimizde, onlar için yarattığımız deneyimde. Bilgi teknolojileri, kurumsal stratejilerde artık lider rolde. Bilgi teknolojilerini de bir iş gibi yönetmek gerekiyor.

Türkiye’deki yalın bilişim uygulamalarını inceleme imkanınız oldu mu?
Yanıtlarımdan birinde dünyanın çeşitli yerlerinden Yalın bilişim örnekleri verdim. Bu ayki Türkiye ziyaretim sırasında Türkiye’den de bazı örnekler görebilmeyi umuyorum. İşletmeler için ERP ve başka yazılım sistemleri sunan kurumsal yazılım firması Netsis’i ziyaret etmeyi planlıyorum. Netsis’le ilgili ilk bilgileri geçen yıl Paris’te yapılan Yalın Bilişim Zirvesi’nde edindim. O zamandan beri bu firmayla detaylı görüşmeler yaptım ve son kitabımda da Yalın deneyimlerine vaka olarak yer verdim. Netsis’in Yalın yolculuğunun beni en çok etkileyen yanı, Yalın düşünceyi ve uygulamalarını sadece yazılım geliştirmede değil bütün organizasyonlarında benimsemiş olmaları. Buna çalışanları, çözüm ortakları ve müşterileri de dahil. Onları ziyaret etmek ve bu deneyimleri ile ilgili daha fazla bilgi edinmek, benim için güzel bir tecrübe olacak. 

Bursa Çimento IFS ERP yi seçti

1966 yılında Bursa’da kurulan ve %100 halka açık bir yapı ile çalışmaya devam eden Bursa Çimento Fabrikası A.Ş., çok titiz araştırmalar ile yürüttüğü ERP seçim sürecini IFS ERP’de karar vererek noktalandırdı. İlk etapta Bursa Çimento Fabrikası A.Ş ve Bursa Beton A.Ş. bünyesinde paralel başlayacak IFS ERP projesi, Bursa Çimento A.Ş bağlı ortaklıklarından Ares Çimento İnşaat San. ve Tic. A.Ş., Tunçkül Çimento Mineral Katkılar İnş. San. ve Tic. A.Ş., Çimento İnşaat Sanayi Ticaret A.Ş. ve Bursa Çimento Sanayi Ticaret A.Ş. ile devam edecek.

2011 yılını 1 milyon 874 bin ton çimento satışı tamamlayan ve Marmara bölgesinde %12, Türkiye genelinde %3 pazar payına sahip olan Bursa Çimento Fab. A.Ş. sürdürebilir büyümesini ERP sistemi ile bütünleştirerek tam entegre ve konsolide bir sistem kuracak. IFS ERP’nin grup bünyesinde bulunan ÇEMTAŞ’da başar ı ile kullanılması, fonksiyonel zenginliği ile birlikte özelleştirilebilir yapısının da seçimlerinde büyük rol oynadığını belirten Bursa Çimento Bilgi İşlem Müdürü Şeref Ali Öztürk seçim sürecine ve kararlarına ilişkin şunları söyledi:

“Marka değerimizi daha da yükseklere taşıyarak, karlılığımızı arttırmak hedefi doğrultusunda, ERP yazılımlarına geçiş projesi çalışmaları Ekim 2011 tarihinde başlatılmıştır. Yaklaşık 6 aylık bir zaman dilimini kapsayan karar verme sürecine Bursa Çimento Bilgi İşlem Müdürlüğü ve Bursa Beton A.Ş. Bilgi Teknolojileri Müdürlüğünün koordinasyonu eşliğinde projeden azami verimin alınabilmesi için hemen hemen tüm grup çalışanları dahil edilmişlerdir. Bünyemize en uygun ve mali açıdan avantajlı çözümün seçilebilmesi göz önüne alınarak, pazardaki birçok firmanın ERP yazılımları incelenmiştir. Seçimimize etki eden faktörlerin yanında, IFS Türkiye’nin, Türkiye Çimento ve Beton sektöründeki ilk uygulaması olması nedeniyle, başarılı bir proje ortaya çıkarabilme yönünde oluşturacağı zorunluluk seçim ölçütlerimizde önemli bir ağırlık oluşturmuştur. IFS Türkiye yönetici ve çalışanlarının, karar verme sürecimizde gösterdikleri içten, samimi, öz verili ve çalışkan tavırlarının, projenin zor ve zahmetli hayata geçirilme evresinde de devam edeceğine olan inancımı belirtiyor, projenin taraflara hayırlı olmasını diliyorum.”

FS’in öncelikle Pazarlama, Satış, Satınalma, Muhasebe ve Finans, İnsan Kaynakları, Bordro ve Üretim Yönetimi bileşenlerinin kurulacağı fabrikada; Bakım Yönetimi, Kurumsal Varlık Yönetimi, Kalite Yönetimi gibi tüm süreçleri kapsayan, İş Zekası ve Müşteri İlişkileri Yönetimi ile desteklenen tam entegre bir sistem kurulacak. Bursa Çimento ERP projesine yönelik bilgi veren IFS Türkiye Genel Müdür Yardımcısı Göksel Sanbay, Bursa’nın değerli şirketlerinden olan Bursa Çimento Fabrikası gibi bir grupla çalışıyor olmaktan dolayı duyduğu onuru dile getirdi. Sanbay şunları söyledi.
“Titizlikle sürdürülen seçim sürecinde ürünümüzün gücü ve ekibimizin deneyimi ile başarılı olduk. Bursa’daki müşterilerimiz arasına Bursa Çimento ve grup bünyesindeki firmaları eklemek bizim için gurur verici. Yaptıkları titiz ve dikkat çekici çalışmadan dolayı Bursa Çimento Bilgi İşlem Müdürlüğü ve Bursa Beton A.Ş. Bilgi Teknolojileri Müdürlüğü tüm yönetici ve çalışanlarına teşekkürü bir borç biliriz.”

Bursa Çimento’nun da içinde bulunduğu grup bünyesinde bulunan, ark ocaklı vasıflı çelik üreticisi ÇEMTAŞ’da da1995 yılından bu yana IFS ERP çözümlerini kullanılıyor. IFS Bursa’daki birçok önemli firma tarafından da kullanılmaya devam ediyor. Bu firmalar arasında Durmazlar Makine, Maysan Mando, Feka, Pakkens, SKT, Durfoam, Şafak Makine, Aunde Teknik, MSK Çelik Dövme ve Yeşilova Grubu’na ait Canel otomotiv, Cansan, Can Alüminyum sayılabilir.

Teknolojinin Yeni Ürünü ‘Bulut Teknolojisi’

Son zamanlarda kendisinden sikca soz ettiren bulut teknolojisi aslinda yeni bir kavram sayilmaz 2000 li yillarin baslarinda ortaya cikan asp(application service providing) terimiyle filizlenen is modeli, Microsoft, Amazon, Google gibi büyük yazılım firmalarının son senelerde bu modele yaptığı yatırımlarla, geleceğimizi şekillendirecek gibi görünüyor.

Bulut teknolojisi içinde üç kategoriyi barındırmakta.

IaaS – infrastructure as a service

PaaS – platform as a service

SaaS – software as a service

Üç kategori de içinde hizmet aktivitesini barındırmakta bu hizmetlerden herhangi birini talep edenler, sağlanacak hizmet karşılığı önceden belirlenmiş periyotlarda aldıkları hizmetin skalasına göre ücret ödemektedirler.

Üç kategori de esnek bir yapıya sahiptir. Kullanıcı hizmeti kullandığı kadar ödeme yapar, istediği an farklı bir skalaya hızlı bir geçiş gerçekleştirebilir.

Bütün bu hizmetler servis sağlayıcı tarafından yönetilir ve kullanıcının kendi içinde bir IT ekibi barındırması veya herhangi bir donanım satın alması gerekmez.

IFS uygulamaları bu geleceğimizi şekillendiren teknolojiyi desteklemekte de öncü davranmakta ve Microsoft’un güçlü ‘’cloud’’ alt yapısı olan Windows Azure’yi kullanarak bu teknolojide kararlı adımlar atmaktadır.  IFS in bu teknolojideki örneklerinden biri ise IFS ‘’360 Scheduling’’ uygulaması.

IFS, Windows Azure bulut sistemlerinde işgücü optimizasyonu sağlayan bir araç seti olan IFS 360 Scheduling’i piyasaya sunuyor. Yeni uygulama seçeneği, iş yükü artışlarını yönetebilmek için müşterilere hızlı uygulama ve esnek talebe göre ölçek değiştirme gibi avantajlar sunuyor.

Windows Azure bulut sistemlerinde IFS 360 Scheduling kullanmanın sunduğu avantajlarından biri, hızlı uygulamanın müşterilere kaliteli üretim ortamını bir saatten kısa bir süre içinde tatbik etme olanağı sağlamasıdır.

IFS in bu konudaki ikinci uygulaması da IFS Touch Uygulamasıdır.  Ios, Android ve şimdide Windows 7 platformlarını destekleyen uygulama mobil işgücüne kullanıcı dostu bir ara yüz sağlamaktadır. Yine Windows Azure üzerinde hizmet veren uygulama, kullanıcılara platformdan ve versiyondan bağımsız bir sistem sağlamaktadır.

Yeni bulut yapısı, IFS müşterilerinin seçeneklerini bulut tabanlı uygulamalarla genişletmesine olanak sağlayarak IFS’nin bulut bilgi işlem stratejisinde yeni bir aşama sunmaktadır.

Özgür Can AKDENİZ

IFS Türkiye Teknik Danışman