SIO Automotive Genel Müdürü ile Otomotiv Sektörü Röportajı

SIO AUTOMOTİVE GENEL MÜDÜRÜ H. KEMAL GÖRGÜNEL İLE OTOMOTİV SEKTÖRÜ RÖPORTAJI

SIO Automotive Genel Müdürü ile Otomotiv Sektörü Röportajı: Ülkemizde satış sonrası hizmetler pazarına yönelik ilk üretici konumunda bulunan SIO Automotive`de üretim Alman kalitesiyle, Türk çalışanlarla gerçekleşiyor. 14 milyon euro`yu aşan yatırımlar gerçekleştirerek, yüksek teknolojiye sahip modern bir üretim tesisine dönüşen SIO Automotive`in Genel Müdürü H. Kemal Görgünel ile görüştük. Üretimde yazılımın çok önemli olduğunu, bunun içinde IFS`in kusursuz olduğunu vurgulayan Görgünel; 2016 yılı içerisinde kaplama ve boya tesislerini de yenilemek istediklerini belirtti.

SIO Automotive 1991 yılında İstanbul`da, Türkiye`nin sektörde satış sonrasi hizmetler pazarına, ki bu pazarı “yedek parça ve servis pazarı” olarak ta tarif edebiliriz, yönelik ilk girişimcisi olarak kuruldu. 1996`da, Çorlu Tekirdağ`da yeni bir üretim tesisi inşa edildi. 2000 yılında bir Alman grubu ile JV yapısına geçildi. 2007`de Alman grup tarafından Türk ortağın tüm hisselerinin devralınması ile beraber SIO Automotive tamamen yeniden yapılanma sürecine girdi. 14 milyon euro`yu aşan yatırımlar gerçekleştirildi ve SIO Automotive yüksek teknolojiye sahip modern bir üretim tesisine dönüştü. 4 bine yakın referansı kapsayan ürün yelpazesiyle tamamen yönlendirme ve süspansiyon parçaları üzerine çalışan firma, üretiminin yüzde 96`sını Euro bölgesine ihraç ediyor.

siooto

SIO Otomotiv, ne zamandan bu yana ülkemizde yüzde 100 Alman yapılanmasıyla üretim yapıyor?

SIO Otomotiv bir Alman grubudur. 2007 yılından önce sektörde yedi senedir faaliyet gösteren bir Türk firmasının tamamını satın aldı. 2007 Haziran ayından itibaren yüzde 100 Alman firması olarak çalışmalarına devam ediyor. Almanya`da Wulf Gaertner Autoparts AG isimli bir şirketin bir parçasıyız. Bu şirket otomotiv yedek parça piyasasında MEYLE markasının da sahibidir. Yani dünyanın 140 ülkesinde MEYLE markasıyla çeşitli araç yedek parça gruplarını pazarlıyorlar. Biz grubun tek üretim yapan noktasıyız. Ön takım diye tabir edilen yönlendirme  ve süspansiyon parçalarını üretiyoruz. İşimizin yarısını ana firmamızın MEYLE markasına, diğer yarısını da başka marka sahibi firmalara imal ediyoruz; kendi markamızla satış yapmıyoruz.

Oldukça büyük bir alanda çalışmalarınızı sürdürüyorsunuz. Kaç metrekarelik alanda üretimleriniz gerçekleşiyor?

Şirketimiz 16 bin 600 ve 22 bin 458 metrekarelik iki ayrı parselde, iki ayrı binada hizmet veriyor. 1996 yılında küçük parselde ilk binamız yapılmış. 12 bin metrekarelik kapalı alan var; fakat işlerimizin büyümesi nedeniyle biz 2011 yılında komşu araziyi satın aldık. Oraya yeni üretim alanı ve idari binamızı inşa ettik. Toplamda kabaca 40 bin metrekarelik bir arazi üzerine 29 bin metrekarelik kapalı alanda hizmet veren bir şirketiz.

Ürünlerinizin oluşumundan bahsedelim… Neler üretiyorsunuz? 

Ön takım parçaları denilince genel jenerik adlarıyla rot mili, rot başı, rotil, salıncak, denge kolu diye tabir edilen yedek parçaları üretiyoruz. Birçok değişik prosesi kapsayan bir üretim şeklimiz var.

Peki, bunların mühendislik kısımlarından biraz bahseder misiniz?

Biz aslında yeni bir şey icat etmiyoruz. Mevcut, üretilmiş, araçlar üzerinden alınan gerçek parçaların ters mühendisliğini yapıyoruz. Bazen tabi ters mühendislik esnasında oluşmuş know-how’ımız çerçevesinde geliştirmeler yapabiliyoruz. Ürünün zayıf yönlerini bilebiliyoruz. Bu nedenle bazı ürünleri daha inovatif yapma şansımız oluyor; işte burada Ar-Ge faaliyetlerimizin faydasını görüyoruz.

Ön takımların üretimi hangi proseslerden geçiyor?
Parçasına göre ürünlerimiz farklı komponentlerden oluşabiliyor. Bunların plastik, kauçuk ve  dövme kalıpları var,  bağlama fikstürleri ve aparatları var. Ama genel olarak ana proseslerden bahsetmem gerekirse bu fabrikada dövme talaşlı imalat, kaynak, kaplama ve boya proseslerimiz var. Bunlarla beraber tabii ki bazı parçalarımızı dışarıdan tedarik ediyoruz. Özellikle kauçuk ve plastik yapılı parçaları üretmiyoruz. Bu konuda stratejik ortaklıklarımız var, onlardan temin ediyoruz. Son prosesimizi de montaj oluşturuyor.

O halde biraz telaşlı imalat kısmınızdan bahsedelim… Hangi markalarla çalışıyorsunuz
?

CNC dik işleme merkezleri, CNC tornalar bu gibi makinalardan söz edersek; dünyada veya Türkiye`deki bilinen markalarla çalıştığımızı söyleyebilirim. Çok çeşitli markalarla çalışıyoruz, imalat denilince biz daha çok kesme, delme, diş çekme gibi işlemler uygulanıyor. Alfabetik sıraya göre Argo, Doosan, Goodway, Haas, Mazak, Queser, Takisawa gibi markaları tercih ediyoruz. Bu markaların Türkiye distribütörleriyle yıllardan beri beraber çalışıyoruz. Kaynak makinalarımızla ilgili olarak Meteor Makina adlı bir Türk firmasıyla çalışıyoruz, boya kabinimizde Botersan.  Bunun yanı sıra fosfat kaplama testimiz var, o da Sterkim adlı bir Türk firması. Dövme prosesinde kullandığımız endüksiyon ocağı ise ABD menşeili Inductotherm firması… Bol miktarda hava tüketiyoruz proseslerimizde; kompresörlerimizle ilgili olarak Ekomak firması ile çalışıyoruz. İşin bir de laboratuar ve kalite kontrol bacağı var… Orası apayrı bir dünya; orada da MTS, Zwick, Zeiss gibi markalar bulunuyor.

“BİLİNEN MARKALARLA ÇALIŞIYORUZ”

Üretim parkurunda kalite ve maliyet avantajı sağlayan markalarla çalıştıklarını belirten SIO Automotive Genel Müdürü H. Kemal Görgünel; “Dünyadaki veya Türkiye`deki bilinen markalarla çalışıyoruz. İmalat denilince biz daha çok kesme, delme, diş çekme gibi işlemler uyguluyoruz. Türkiye`de üretilen bazı CNC’ler duyuyorum; ama açıkçası pek de rastlamıyorum” dedi.

Çoğunlukla yabancı markalar… Neden öyle? 

Türkiye`de üretilen CNC torna ve işleme merkezleri duyuyorum; ama açıkçası pek de rastlamıyorum. Türkiye’de gerçek anlamda bu tür  makinalar zaten üretilmiyor. Gerçek anlamda tasarım ve kaliteli üretimle bizlerin ihtiyacı karşılanmış olsa tabii ki yerli malı CNC leri tercih ederdik. Diğer taraftan, CNC kontrollü bazı özel makina ve preslerimiz var. Bu konuda daha çok bizim ürün grubumuza yönelik özel ürünler üreten Ercan Teknik firması ile işbirliğimiz mevcuttur.

Örneğin; kesici uçlarda kimlerle çalışıyorsunuz?
Mesela ülkemizde kesici uçlarda iki yerli tane firma var; ama teknolojinin biraz gerisinde kaldılar. Çok basit ürünler yapıyorlar. Oysa artık talaşlı imalat dünyasında o kadar özel takımlar var ki; fakat onlar da maalesef Türkiye’de yok. Biz kesici uçlar konusunda çok değişik markalarda çalışırız; çünkü her proses için farklı takım kullanabiliyoruz. Tabii ki o noktada maliyet ve adet çok önemli. Hangi marka bize en iyi birim maliyeti veriyorsa onu tercih ediyoruz.

“IFS, KUSURSUZ BİR ÇÖZÜM”

ERP noktasında IFS’i tercih eden SIO Automotive, söz konusu markanın ‘sorun’ kelimesini ortadan kaldırdığını söylüyor. Aynı zamanda birçok noktada firmalarına avantaj sağladığını da vurgulayan Görgünel; “Açık kodlu bir program olması bizim için çok büyük bir avantaj. İkincisi biz burada dev bir IFS’i yalnızca iki kişiyle yönetiyoruz. Beni en çok şaşırtan bir diğer özelliği ise sistemin düzgünlüğü… IFS, özellikle finansal ve muhasebesel kayıtlarda kuruş  hanesindeki rakamlara kadar doğru sonuç veriyor” dedi.

Biraz da yazılımdan bahsedelim… IFS ile nasıl tanıştınız?

Bu şirketin IFS ile tanışması eskiye dayanıyor. 2000’li yılların başında, hatta IFS’in Türkiye’de ilk kez kurulduğu dönemde bu fabrika IFS’i seçmiş. Halbuki o zamanlar burası henüz yüzde 100 Alman bir şirket değildi. Ancak 2007`ye kadar çok büyük ataklar yapılmamış, o dönemde alınan birinci versiyon kullanılmış. Bu nedenle de sistem tam anlamıyla kullanılamıyormuş. Fakat burası 2007 yılında satın alınıp yüzde 100 Alman olunca, ilk yapılan iş ERP’yi güncellemek oldu. Ve o zaman marka değişimi yoluna gidilmedi.

Peki, neden IFS’te kalma kararı alındı?

ERP değişimi çok sancılı bir süreçtir. Burası bir al-sat firması değil, prosesler ve planlama olduğu için başarılı bir değişim olmadığı zaman başınız belaya girebilir. Bir de Almalar o dönemde yeni yüzde 100 oldukları için böyle bir riske girmek istemişler. Ama ben iyi ki IFS’i seçmişiz diyorum…

Neden? IFS size ne gibi avantajlar sağlıyor?
Bir kere açık kodlu bir program olması bizim için çok büyük bir avantaj. İkincisi ERP’yi burada başka bir markayla kullanmamız için bünyemizde en az beş kişi daha çalıştırmamız gerekir. Ayrıca başka markalarda yeni bir raporlama, ekran ya da herhangi bir şey için dünyanın parası ödemeniz lazım. Biz burada dev bir IFS’i yalnızca iki kişiyle, ki bu kişilerden birisi de IT Müdürümüz, ile yönetiyoruz. Ben bu şirkete ilk geldiğim yıllarda beni en çok şaşırtan olaylardan birisi ERP’nin ne kadar düzgün çalıştığıydı. Ben daha önceki işlerimde de farklı ERP’ler kullandım; ama buradaki özellikle finansal ve muhasebesel kayıtlarda noktadan sonraki iki haneli rakamlara kadar doğru sonuç aldık. IFS Türkiye referans olarak bizim fabrikamızı müşterilerine gösteriyorsa demek ki dünya çapında da en iyi IFS kullanıcılarından birisiyiz. Özellikle IFS’in CBS dediğimiz planlama modülünü Türkiye’de, belki de dünyada en iyi kullanan firmalardan biriyiz. Zaten böyle bir şirketi ERP olmadan yönetmeniz de imkansız.

Neden imkansız?
Biz yaklaşık 4 bine yakın bitmiş ürün referansımız var. Bu 4 bine yakın ürünü üretebilmeniz için 20 bin civarında komponent’i yönetmek zorundasınız. Bunlar yarı mamul olabilir, ham madde olabilir… Ayrıca bunların şirket içinde ellenme, hal değiştirme durumları var. Her proses sonunda parça numarası değişir. Dolayısıyla mükemmel bir şekilde stoğunuzu yönetmeniz gerekir ki hata yapmayasınız. Satın alma, üretim, planlama ve montaj bacağı… Bunların hepsinin üzerinde bir de müşteri talebi var. Bütün bu çok bilinmeyen denklemi ancak böyle bir ERP ile çözebilirsiniz. Bu aynı zamanda müşteriyle aramızdaki servis kalitemizi de artırıyor. İyi bir planlama yapıyorsanız, arkanızda iyi tedarikçileriniz varsa ‘just in time’a yakın bir üretim yapma şansınız oluyor.
Aslında siz bu sistemle üretimde verimliliği de sağlıyorsunuz…
Kesinlikle… Bu bize kar da sağlıyor.

Peki, herhangi bir sorunla karşılaştığınızda IFS’in size dönüş hızı nedir?

Sorun mu? Biz henüz böyle bir şeyle hiç karşılaşmadık. IFS doğru ellerde kusursuz bir sistem diyebilirim. Zaten bizim IFS ile bir yazılım sorunumuz olmaz; belki sunucu (server) ile ilgili sorun olabilir, yani donanımla (hardware) ile… Velev ki bir aksama oldu, onu da zaten arkadaşlarımız beş, on dakikada çözerler. Dolayısıyla IFS ile çalışıyorsanız, sorun kelimesini unutmanız gerekir. Bu arada biz bu fabrikamıza çok yeni taşındık. Nisan başında üretimi taşıdık, Mayıs sonunda da idari bina taşındı. Taşınma aşamasında kuvvetli bir server odası yaptık. Sanallaştırma projesini de gerçekleştirdik.

Sanallaştırma projesinden kastınız nedir?

Eskiden IFS dahil çoğu sunucularımız direkt olarak fiziki makinalar üzerinde çalışmaktaydı. Data yedeklerimiz iyi olsa da, fiziksel arıza durumunda sistemsel yedeğimiz yoktu. Kurduğumuz yeni yapıda ana depolama ünitesine fiber hat ile bağlı iki adet fiziki sunucumuz var, tüm sunucu sistemlerimiz IFS de dahil olmak üzere sanal sunucular şeklinde bu iki fiziki sunucuda yüklü. Bu iki makinadan biri bozulduğunda tüm sanal sunucularımızı diğeri üzerinden kolayca çalıştırabiliyoruz. Yani artık sistem yedeğimiz de var. Ayrıca sanal sunucu yapısında, bu iki makinadaki ve depolamadaki kaynaklar tüm sanal sunucularımıza optimum şekilde dağıtılmakta ve sistem daha performanslı olmaktadır.

“MODERNİZASYON GERÇEKLEŞTİREBİLİRİZ”

Her ne kadar yeni bina yatırımı yapsalar dahi 2016 içerisinde boyahane ve dövmehaneyi değiştirebileceklerini söyleyen Görgünel şunları söyledi: “Boya kabinimizi değiştirmek gibi bir düşüncemiz var, kataforeze geçmeyi istiyoruz. Belki dövmehaneyi büyütebiliriz, bu yüzden dövme preslerine ihtiyacımız olabilir!”

Yatırımlarınızdan bahsediyoruz; ama 2016 yılı içerisinde bu anlamda projeleriniz olur mu?

2016 yılı içerisinde çok büyük yatırımlar olmamakla birlikte bizim gibi firmalar yılda 300, 500 bin euro harcamazsa rahat edemeyiz. Batar bize o; çünkü teknolojiyi takip etmek zorundasınız. Muhakkak yeni bir şeyler çıkar. Biz artık onları vaka-i aidiyeden sayıyoruz. Örneğin; bir tezgahınız eskimiştir, yeni bir tane daha alırsınız. Yakın gelecekte de yenilemeyi düşündüğümüz şeyler tabii ki var. Son olarak üç tane 5 eksen işleme merkezi aldık. Bu yüzden her zaman makina yenileme gibi işlerimiz olacaktır. Boya kabinimizi değiştirmek gibi bir düşüncemiz var, kataforeze geçmeyi istiyoruz. Belki dövmehaneyi büyütebiliriz, bu yüzde dövme preslerine ihtiyacımız olabilir. Her an bir şeyler çıkabilir. Ama bina gibi büyük anlamda bir düşüncemiz yok.

İmalathanenizdeki şu anki en son projeniz nedir? Türkiye içi satış yapacak mısınız?

Bizim Türkiye ile işimiz yok. Bizim işimiz yüzde 100 ihracat. Türk piyasasıyla indirekt olarak ilgileniyoruz, müşterilerimizin bir kısmı satıyor. Biz ürünlerimizi yurt dışına satıyoruz, oradan Türkiye’ye geri geliyor. Türk piyasası henüz bizim ürün kalitemize hazır değil, bu yüzden burada satış yapma gibi bir niyetimiz de yok. Fiyatla beraber kalite varsa o zaman işin içine girebiliriz. Ancak fiyatın konuşulduğu yerde biz pek olmak istemeyiz.

H. KEMAL GÖRGÜNEL KİMDİR?

Makina Yüksek Mühendisi olan H. Kemal Görgünel, iş hayatına Mobil Oil Türk A.Ş’de Satış Mümessili olarak başladı. İki yıl Mobil tecrübesinden sonra uluslararası satış ve mümessillik işinde dört yıl teknik ürün ve projelerin satışında görev yaptı. 1990 yılında Lucas Servis Ticaret A.Ş ile başlayan otomotiv pazarındaki yolculuğu bilahare TRW, Delphi ve Valeo ile devam etti. Son görevi olan Valeo Dağıtım Genel Müdürlüğü’nü sekiz yıl yaptıktan sonra 2007 sonunda SIO Automotive Grubu’nun Genel Müdürü oldu. 30 küsür yıllık profesyonel hayatının son sekiz senesi hariç teknik ürünlerin satış ve dağıtımıyla ilgili görevler yapan H. Kemal Görgünel, satış ve dağıtımın yanı sıra üretim yapılan bir işte çalışmaktan da son derece mutlu; almış olduğu eğitimi gerçek anlamda kullanıyor olmanın hazını duyuyor.

IFS Türkiye Göksel Sanbay ile Röportaj

IFS TÜRKİYE GÖKSEL SANBAY RÖPORTAJI

Göksel SANBAY: İsveç kökenli IFS, en yalın anlatımıyla şirketlerin verimliliklerini arttırmaya yönelik kurumsal uygulamalar sunan bir yazılım. İngilizcesi Enterprise Resource Planning (ERP) Türkçesi Kurumsal Kaynak Planlama olarak bilinen çözümler sunuyoruz (IFS Türkiye Göksel Sanbay ile Röportaj).

IFS hakkında bilgi verir misiniz? Hangi alanlarda faaliyet gösteriyorsunuz? 

Göksel SANBAY: İsveç kökenli IFS, en yalın anlatımıyla şirketlerin verimliliklerini arttırmaya yönelik kurumsal uygulamalar sunan bir yazılım. İngilizcesi Enterprise Resource Planning (ERP) Türkçesi Kurumsal Kaynak Planlama olarak bilinen çözümler sunuyoruz. IFS ERP dünya üzerinde uzmanlık alanlarına göre ayrılmış binlerce mühendisin çalıştığı 6 Ar-Ge merkezi tarafından geliştiriliyor. Proje tabanlı endüstriler yani proje yönetimi konusu da başlangıcından bu yana üzerinde durulan ana dallardan bir tanesi. Yani IFS ilk yazıldığı dönemden itibaren proje yönetimi odak alınarak ilerleyen süreçlere sahip. Uygulamanın içerisine bakarsanız her modülde muhakkak proje modülünün de izini görebilirsiniz; ama en önemli özelliği diğer bütün modüllerle bütünleşik bir proje yönetimi olmasıdır. Standart üretim yapan firmaların ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla, bir malzeme ihtiyaç planlaması ya da üretim planlaması temeline dayanan ERP yazılımlarının kökenleri, 1960’lara kadar dayanıyor. Giderek tüm süreçler bu yapı içinde toplanmaya başlıyor. Proje endüstrilerinin ERP konusuna nispeten daha uzak olmasının sebebi ERP yazılımlarının pek çoğunun bu sektöre özel çözümler sunamamasıdır. IFS’in bu noktadaki avantajı ise doğumundan itibaren proje tabanlı bir yazılım olmasıdır. IFS Türkiye, ağırlıklı olarak; makine ve ekipman, otomotiv, metal, savunma sanayi, gıda, gemi inşa ve inşaat sektörlerinde hizmet sunuyor. Tüm proje endüstrileri hedef müşteri profilimizi oluşturuyor diyebilirim.

IFS ERP, A’DAN Z’YE BÜTÜN SÜREÇLERİN TAKİP EDİLEBİLDİÐİ BİR YAPIYA SAHİP

IFS ERP’nin şirketler açısından avantajları nelerdir?

IFS ERP, firmaların A’dan Z’ye bütün süreçlerini takip edebilecekleri bir yapı sunuyor. Örnek verecek olursak bir inşaat firmasına girdiğimiz zaman; tedariğinden, stok yönetimine, hakedişlerinden taşeron yönetimine, satışından planlamasına, şantiye süreçlerinden müşteri ilişkilerine, insan kaynaklarından, bordrosuna, finans ve muhasebesine kadar aklınıza gelebilecek her departmanın işini takip edebileceği ve raporlarını alabileceği uçtan uca entegre olmalarına imkan tanıyan bir platform sunuyoruz. En önemli anahtar burada entegrasyon. ERP yazılımların en büyük özelliği entegre birer sistem olmaları sayesinde aslında bölümlerin birbirleriyle iletişimlerini sağladıkları bir yapı oluşturmalarıdır. Proje tabanlı çözüm sunmamızın inşaat firmaları gibi proje tabanlı endüstriler için en önemli avantajı ise her projenin ayrı bir şirket gibi değerlendirilmesidir. Çünkü her şeyin proje bazlı takibini yürütmek gerekir. Proje bazlı maliyetleriniz, proje bazlı karlılıklarınız, proje bazlı bütçeniz, proje bazlı bütçe gerçekleşmeleriniz, kısaca her şey proje bazlı yapılır. Örneğin, inşaat sektöründe puantaj takibi zor bir işlemdir. IFS ERP puantaj takibi ve iş planı da firmalara bu açıdan büyük kolaylık getiren, esnek bir yapıya sahiptir. Hakediş ve sözleşme konularında mevzuat farkını ortadan kaldırabilir ya da şirketlere özel raporlar düzenleyebilir.

İNŞAAT SEKTÖRÜNDE PRESTİJLİ REFERANSLARIMIZ VAR

IFS ERP’nin inşaat sektöründe farkını ortaya çıkaran projelerini anlatır mısınız? Devam eden projeleriniz hangileri?

Türkiye’de inşaat sektöründeki deneyimimiz 2006 yılında SİNPAŞ Yapı ile başladı. Sinpaş Yapı IFS ERP’yi kapsamlı bir şekilde kullanıyor. Sinpaş ile başlayan birlikteliğimiz Akyapı, Seranit, Mikron’s gibi diğer grup şirketleri ile de devam etti. Sektördeki önemli projelerimizden biri de Bakü’deki Azer İnşaat projesi. Azer İnşaat, süreçlerini IFS ERP ile yöneten Azerbaycan’ın en büyük altyapı firmalarından biridir. Geçtiğimiz aylarda imzalanan son projelerimizden biri de Azerbaycanlı Azersun Holding ile İbrahim Çeçen Holding’in ortak iştiraki olan Dia Holding. Projenin birinci fazı tamamlanmak üzere. Türkiye’deki en büyük projeleri ise Ankara Bilkent’te yer alan dev sağlık kampusu projesi. İkinci faz ise Bakü’deki şirketlerde devam edecek. İnşaat alanında Ofton İnşaat ve İnanlar İnşaat gibi ismi bilindik firmalar ile de çalışıyoruz. Altyapı tarafında Türkiye’deki önemli firmalardan Makyol IFS ERP kullanıyor. Projenin ilk faz modülleri canlı kullanıma alındı. Özaltın da kısmen projesi tamamlanmış müşterilerimiz arasında. Arkadaşlarımız en uzak şantiyelerine bile giderek kurulumları gerçekleştirdiler. Yeni başlayan projelerimiz arasında sözleşmesi daha çok yeni olan Dap Yapı var.

Bu kadar çok inşaat firması ile çalışmamızda iki temel etken var. İlki tamamen inşaat sektörüne uygun çözümlerimiz diğeri ise sektör deneyimi olan uzman kadromuz. IFS ERP sektör bağımsız bir yazılım olmasına karşın inşaata özel bir çok modül ve uygulamayı standarda eklemiş durumda. Bu da müşterilerimize bir dünya standardı sunmamızı sağlıyor ve toplam sahip olma maliyetleri o denli düşük oluyor. Bu bağımsız araştırma şirketlerince de raporlanmış bir gerçek.

MÜŞTERİYE YAKIN OLMAYI ÖNEMSİYORUZ

Çok köklü inşaat firmaları finans, muhasebe ve insan kaynakları tarafında genelde bir ERP paketini kullanıyorlar ancak asıl iş alanları olan proje şantiye yönetimini harici basit uygulamalarla çözüyorlar. IFS ERP’nin buradaki iddiası uçtan uca bir çözüm sunuyor olmasıdır. Bir yerde başka bir yazılım kullanılmaya başlandığında entegrasyonda sıkıntılar yaşanıyor, ortak dil konuşulmuyor demektir. O yüzden Türkiye’de inşaat sektörüne nispeten geç girmemize rağmen hızlı yol alıyoruz. Çünkü yazılımı tam kapsamlı kullanan, prestijli referanslarımız var ve bu bizim en büyük avantajımız.

IFS’te müşteriyi anlamak ve özel çözümler sunabilmek çok önemli. Global know-how ve yazılım standardının sunduğu fonksiyonel gücü, deneyimli ve kendi sektörlerinde uzman bir ekip ile birleştiriyor ve müşteriyi dünyayla rekabet edebilecek hale getirirken kendilerine has özel süreçleri de sistem içine dahil ediyoruz. Bu amaçla da ana sektörlere göre ayrılan profesyonel ekiplerimiz çalışmalarını yürütüyorlar. Ayrıca müşterilerimizin özel ihtiyaçlarını geliştiren ve Türkiye’deki mevzuat yerelleştirmelerini yapan geniş bir Ar-Ge ekibimiz mevcut. Örneğin inşaat sektörü çalışmalarımız için, bilgisayar ve endüstri mühendislerinden oluşan, aynı zamanda sektöre özel inşaat mühendislerinin de yer aldığı bir ekip oluşturduk. Bu spesifik ekipler diğer sektörler için de bünyemizde çalışmalarını sürdürüyorlar.

%100 KOMPONENT BAZLI MİMARİ İLE ÖZEL GELİŞTİRME YAPMAK KOLAY VE HIZLIDIR

IFS ERP’nin nasıl bir teknik altyapısı var? 

Uygulama şu anda yüzde 100 web tabanlı olarak çalışıyor. İnşaat sektöründe dağınık bir yapı söz konusu olduğu için bu olmazsa olmaz bir gereklilik. Her şantiyenin web üzerinden erişip, merkezi beslemesi ve gerekli bilgileri alabiliyor olması lazım. IFS ERP’nin mimarisine bakacak olursak veri tabanı ve temel kısmı, business logic tarafında Oracle / Plsql kullanılıyor. Web arayüzleri. NET ortamında tasarlanmıştır. Sistemin en önemli özelliği ise; yüzde 100 komponent bazlı mimarisi sebebiyle, herhangi bir firmaya özel geliştirme yapmak son derece kolay ve hızlıdır. Örneğin Azer İnşaat projesini yaptığımızda, Azerbaycan mevzuatına uygun bir bordromuz yoktu. Orada bazı iş yapış şekilleri tamamen onlara özeldi. Azerbaycan mevzuatı incelendi ve uygun bordro geliştirildi. Bu nedenle buradaki ihtiyaçları anlayıp kendi bünyemizdeki Ar-Ge ekibimiz tarafından konuyla ilgili inşaat çözümleri oluşturuldu. Bunlar bazen genel çözümler olabilirken, bazen de firmaya özel çözümler gerekebiliyor. IFS ERP bu noktada sonsuz diyebileceğimiz bir esnekliğe sahip. O nedenle, “bizim standartlarımıza uymalısınız ya da gereksinimlerinizin sadece bu kısmını çözebiliyoruz” gibi bir yaklaşımımız yok. Sonuçta amacımız müşterilerimizle birlikte karar verilmiş bir çözüm sunmak ve onların yüzde 100 memnuniyetini sağlamak.Firmalar ne gibi sıkıntılar nedeniyle IFS Applications’a ihtiyaç duyuyorlar? İnşaat sektöründe sunduğunuz spesifik çözümler neler?

İnşaat firmaları Türkiye’de özellikle son 10 yılda ciddi bir büyüme gösterdi. Bu büyüme ile birlikte firmaların en büyük sıkıntısı, entegrasyon ve standardizasyon konularında yaşanıyor. Bu nedenle ERP yazılımlarına ihtiyaç duyuluyor. IFS ERP süreçleri daha standart hale getirmenizi ve kontrol etmenizi kolaylaştırır. Birçok firmada, kişilerden kaynaklı olarak projeden projeye standartların farklı olduğunu görürsünüz. Bu da kimi karışıklıklarının yaşanmasına neden olabilir. IFS olarak bu noktada, firmanın kendi bünyesine uygun standartlara göre ilerlemesini sağlıyoruz. Bu sayede biraz da firmaları kişilere bağımlılıktan kurtarmış oluyoruz. IFS’in esnek yapısının şirketler açısından bir diğer avantajı, detay işleri de artık IFS tarafında takip edebiliyor olmalarıdır. Örneğin bir hakediş işleminin genelde excel üzerinden yapılması tercih edilir. IFS’te ise sistem size bir öneri sunar ama bir yandan da hakedişi yapacak kişinin kendi yorumunu katmasına izin verir. IFS proje yönetim modülünün en büyük avantajı ve firmaların tercih etmesinin en büyük nedeni şudur; bazı yazılımların başlangıcında bir ERP vardır ve daha sonra bir şekilde harici bir yazılım satın alınarak ya da kendi bünyelerinde geliştirerek bir proje yönetim modülü kurarlar. Ama bunlar çok fazla ilişkili değildir ve proje yöneticisi kendi proje planını sürekli güncel tutmak zorunda bırakılır. IFS’te bu işlemler tam entegre çalıştığı için ilgili kişi bir işlem yaptığında proje belirlenmiş koşullar dahilinde kendisi ilerler. Proje modülü sürekli veri girilen bir modülden çıkıp aslında rapor sunan bir modül haline gelmiştir…

ÖZET VE YETERLİ BİLGİYİ DETAYLARDA BOÐULMADAN VEREN BİR SİSTEM

IFS sadece proje planlayan bir yazılım değil, proje yönetimi de yapmaya imkan tanıyan bir yazılımdır. Yazılımı inceleyen şirket yöneticileri de hep IFS’in inşaat sektörü için tasarlanmış bir yazılım gibi olduğunu söylerler. IFS’in tüm modüllerinin gösterildiği modül şemasında da modüller dikey eksenlerde gösterilirken, proje modülü yatay bir eksende, tüm modüllerle ilişkili olarak gösterilmiştir. Bağımsız değil, bir firmadaki tüm süreçlerle ilişkilidir. Proje yönetimi temel olarak uluslararası standartlara dayanıyor ve tüm işlemler uluslararası standartlara uygun olarak ilerliyor. IFS; özet ve yeterli bilgiyi detaylarda boğulmadan veren bir sistemdir. Belirli bir büyüme noktasına gelen birçok firma büyüme ile birlikte temel sorunlar da yaşamaya başlıyor. IFS sistemi bu anlamda firmalar için her noktaya sayısız göz koyuyor ve süreçlere paralel ilerleyen, daha proaktif çözümler sunuyor. Kişisel inisiyatiflere bırakmadan sistem bir şekilde işlerin doğru ilerlemesi konusunda zorunluluk getiriyor. IFS ile firmalara bir sistem, disiplin ve kurumsal bir yapı geliyor. Daha önceden iş yapış şekilleri çok daha kişiye özelken IFS ERP sonrası herkesin belirli bir iş tanımı oluyor ve bu disiplin firmaları birçok masraftan kurtarıyor.

MEVCUT PROJELERİMİZİN REFERANSI İLE MÜŞTERİLERİMİZ BİZİ BULUYOR

İnşaat sektörü ERP yazılımlarını ne kadar tanıyor?

Sektörün sistem ile tanışması, büyüyen firmaların karşılaştıkları sorunların çözüm yollarını arayışlarıyla ilgili bir durum. Büyüme ile birlikte stoklarını kontrol edememe, projelerin nasıl bir aşamada olduğunu bilememe gibi sorunlar, firmaları çözüm arayışına yönlendiriyor. Biz de konuyla ilgili, inşaat sektörüne yönelik dönem dönem Ankara ve İstanbul’da tanıtım etkinlikleri düzenliyoruz. Türkiye’deki Sinpaş, Makyol, Özaltın gibi projeler referanslarımız arasında. Biz genelde mevcut projelerimizin referansı ile yeni müşterilerimize ulaşıyoruz. Yani firma bize uygulamamızı görmüş ve yapılanlar hakkında bilgi edinmiş olarak geliyor. Sistemle ilgili bilinç giderek artıyor. Taşeron firmalar da artık IFS ile süreçlerini ve projelerini kontrol altına almak istiyorlar.

TÜRKİYE DÜNYA İLE EŞ ZAMANLI İLERLİYOR

IFS’in yeni çıkan sürümlerini en hızlı adapte eden ülke Türkiye ve bu anlamda dünyada 1 numarayız. Bazı yazılımların özel sektör paketleri vardır. IFS Türkiye ekibi, dünya genelinde yapılan workshoplara katılır ve Türkiye inşaat sektörü ile ilgili yaptığımız geliştirmeleri raporlar. Standart olan geliştirmeler sonraki versiyonlara adapte edilir. Bu anlamda da Türkiye yurt dışı ile eşzamanlı ilerliyor diyebilirim.

IFS’in dünya stratejisinde de belirlediği hedef pazarlar vardır ve bunları konumlandırırken en üste proje, servis ve bakım endüstrilerini koyar. Üretim zaten uzman olduğu temel konudur. Bu aslında tam da inşaat sektörünün içinde yer alan bir üçgendir. IFS globalde de, Ar-Ge çalışmalarının büyük bir kısmını bu hedefe yönlendirmiştir. Dünya çapında 6 tane Ar-Ge merkezi var ve sırf proje endüstrilerine yönelik bazı çalışmalar yapılır. Yerel mevzuat gereği Türkiye’ye özel gereksinimler yurt dışından talep edilmez, kendi Ar-Ge ekibimiz tarafından yapılır. Tamamen yerel bir bordromuz var. Sektöre ve firmalara özel geliştirmeler bu ekip tarafından yapılır. Bu yerelleştirmeler de en hızlı Türkiye tarafından yapılır. Bazı firmaların özellikle bu dönemde ERP alma kararını tetikleyen konulardan bir tanesi de muhasebe ve finans tarafındaki mevzuat güncellemesidir. Türkiye de yeni Türk Ticaret Kanunu ve IFRS(UFRS) ile bu konuda uluslararası standartları kabul etmiş durumda. Uluslararası yazılımların pek çoğu zaten bu altyapı ile gelir. IFS ERP de bu şekildedir.

HEDEFİMİZ IFS’İN EN ÖNDE GELEN İSİM OLARAK BİLİNİR HALE GELMESİ 

Gelecek dönem hedeflerinizden söz eder misiniz?

IFS olarak orta ve büyük ölçekli inşaat firmalarında bir ERP yazılımının mutlaka olması gerektiğini düşünüyoruz. Bu nedenle yapılan fuarlarla, inşaat sektöründe de IFS ismini güçlendirmeyi hedefliyoruz. IFS Türkiye bünyesinde yer alan, inşaat sektöründe çalışmalar yapan uzman teknik bir ekip var. Profesyonel çalışmalar ışığında sektördeki bilinirliğimizin daha da artacağına inanıyorum. Bugün mevcut müşterilerimiz üzerinden birçok geri dönüş alıyoruz. Yeni müşterilerimizin çoğu mevcut portföyümüzdeki müşteriler aracılığıyla bize geliyorlar. Bilinirliğimizi farklı etkinliklerle güçlendirmeyi düşünüyoruz. En büyük hedefimiz büyük ve orta ölçekli firmalar içerisinde, IFS’in en önde gelen seçenek olarak bilinir hale gelmesidir.

IFS TÜRKİYE, GÖZDE BİR EKİP

Türkiye’de şu anda 150’nin üzerinde firma IFS Applications kullanıyor. Biz IFS’in kendi merkezine bağlı ofisiyiz ve merkezle koordineli bir çalışma sistemimiz var. Danışman kadromuzun çok uzun sürelerdir IFS bünyesinde çalışıyor olması ise diğer bir avantajımız. Danışmanlık sadece yazılımınızı çok iyi bilmeniz değil demek değil. Sektörü de çok iyi bilmeniz gerekiyor ve bu sektörde birden fazla projede tecrübe kazanmış olmanız gerekiyor. IFS’te, ihtiyaçlar hızla algılanıyor ve müşteriye çok hızlı çözümler sunuluyor. IFS’in globalde 3 binden fazla müşterisi var. Türkiye ekibi oldukça iyi işlere imza atıyor. Bunun en güzel örneği de projelerimizin yurt dışında referans olarak alınmasıdır. Gemi inşaada, dünyanın en büyük iki tersane projesinin alımı, Türkiye’deki referanslarla olmuştur. Bu nedenle Türkiye IFS, gözde bir ekiptir

http://www.ifsworld.com/tr/news-and-events/newsroom/2015/03/16/00/44/insaatroportaj/

ST MAKİNA NİHAT ENGİN ÖZEL RÖPORTAJI

ST MAKİNA NİHAT ENGİN ÖZEL RÖPORTAJI EYLÜL 2014

IFS Türkiye, ileri düzey çözümleri ile otomotiv sektörünü fethetmeye hazırlanıyor. Eylül ayında İstanbul’da düzenleyecekleri etkinlik öncesi bilgi aldığımız ST MAKİNA IFS Proje Müdürü Nihat Engin Özel ile IFS’in etkinliğinden ve otomotiv sektörüne özel sunacakları çözümlerden bahsettik.  

Global ve yerel alanda yüzlerce referansı, 20 yılı aşkın otomotiv sektör tecrübesi ile otomotivde uzman IFS’in modern ERP çözümleri, işlerinizi kolaylaştıracak. 25 Eylül Perşembe günü, The Ritz-Carlton Otel’de yapılacak etkinlik hakkında merak edilen her şeyi IFS Proje Müdürü Nihat Engin Özel ile gerçekleştirdiğimiz röportajımızda konuştuk.

 

Eylül ayında gerçekleştirmeyi planladığınız etkinlik hakkında biraz bilgi alabilir miyiz?

Söz konusu etkinliğimiz 25 Eylül tarihinde, İstanbul Ritz Carlton’da gerçekleşecek. Diğer etkinliklerimizden farklı olarak tam gün sürecek. Saat 09:00’da kayıtlar açılacak, 10:00’da programımız başlayacak ve akşam 17:00’ye kadar da sürmesi planlanıyor. Bu etkinlikteki amacımız, standart bir ERP sürecinin ötesinde, otomotiv sektörüne ait ileri düzey ERP uygulamaları ve buna yönelik IFS çözümlerini anlatmak.

Neden bu etkinliği otomotiv sektörü üzerine yapıyorsunuz?

Orta ölçekli otomotiv firmalarının, daha çok muhasebe tabanlı, temel düzey ERP programları kullandıkları görülüyor. Bizim amacımız sektörün tüm  ihtiyaçlarını tam anlamı ile kapsayabilen bir ERP ile neler yapabileceğini göstermek ve bununla ilgili IFS çözümlerini anlatmak. Ana sanayi, after market, yedek parça derken tüm otomotiv sektörünü hedefliyoruz. Etkinliğimizde sadece otomotive yönelik çözümlerimizi ve IFS Applications 8 in genel özelliklerini anlatacağız. IFS Türkiye olarak bizim yalnızca otomotiv projeleri yapan bir danışmanlık ekibimiz var. Anlatımları otomotiv sektöründe proje yapan bu arkadaşlarımız yapıyor olacak.

Bazı sektörlerdeki süreçler komplekstir, bu nedenle de iyi yönetilmesi gerekir. Otomotiv sektörü zor bir sektördür; özellikle rekabetin daha fazla olduğu, ana sanayinin sürekli olarak tedarikçilerini daha kaliteli ve daha uygun maliyetlerde ürün ve parça üretmek için zorladığı bir sektördür. Böyle sektörlerde işletmenin yönetilmesi ve bölümlerin birbirleriyle uyum içerisinde çalışması çok daha kritik bir hale geliyor. Bir de otomotiv sektörünün kendilerine has tasarımıda kapsayan bir üretim prosesi var. Ayrıca ana sanayiye çalıştıkları için diğer endüstriyel firmalardan ayrılan çok farklı süreçleri içlerinde barındırıyorlar. Dolayısıyla otomotiv sektöründeki bir firmaya diğer endüstri firmalarına uygulanan çözümlerle cevap verebilmek çok gerçekçi bir yaklaşım değil. Bu nedenlerle çözümün bu sektöre özel olması gerekiyor. Amacımız bunu anlatabilmek.

Biz IFS olarak özellikle bu sektördeki firmaların ihtiyaç duydukları çözümleri, onlara özel olarak tasarlanmış bir modelle sunuyoruz. Otomotiv sektörü uçtan uca çözüm isteyen bir sektör. Tasarımdan başlayan ve her adımda “just in time” modeline göre yürüyen süreçlere uygun bir çözüm olması sektör için çok kritik. Dolayısıyla burada bizim mühendislik modülü olarak konumlandırdığımız, içerisinde yeni ürünü devreye alıp, proseslerini de kapsayan oldukça detaylı bir çözümümüz var. Tasarımdan başlayarak, tüm üretim aşamalarını yönlendirip, satış sonrası servis hizmetine kadar devam eden, bir zincirin halkaları şeklinde ilerleyen bir proses yönetimi sunuyoruz.

IFS Türkiye olarak genel itibariyle zor beğenen, kompleks çözümler isteyen müşteri kitlesini hedeflemekteyiz.  Otomotiv sektöründeki müşteri portföyümüzde bu tarz firmalardan oluşuyor ve müşterilerimizle uzun süredir devam eden çok güzel ve başarılı bir işbirliğimiz mevcut.

IFS’in dünya çapında çözüm sunduğunuz firmalar arasında kimler var?

Günümüzde aralarında BMW, Volvo, Saab, Sacnia, Emirates, Lockheed Martin, Amerikan Hava Kuvvetleri, Jotun gibi firmaların bulunduğu 3 binden fazla şirket, 800 binden fazla kullanıcı işlerini IFS Uygulamaları ile yönetiyor. IFS ERP Uygulamaları Türkçe dahil 23 dilde kullanılabilmekte ve çoklu şirket, çoklu döviz ve uluslararası muhasebe sistemlerine yapısına tam destek sağlamaktadır.


IFS Türkiye’de durum nasıl?

IFS Türkiye ofisi 2004 yılında kuruldu ve bu tarihten itibaren hızlı bir büyüme göstererek aralarında Durmazlar Makina, KVK Teknoloji, Hakan Plastik, Aytaç Gıda, AGT, Samet Kalıp, Makel Elektrik, Bursa Beton&Çimento, Çemtaş, Noki, Teknorot Otomotiv, FNSS Savunma, SKT Otomotiv, Sinpaş İnşaat, Seranit, Müzekart, Dearsan Tersanesi gibi farklı sektörlerde 170’in üzerinde müşteri, 300’ün üzerinde kurulum ve 10 binin üzerinde kullanıcıya ulaştı.

Sizin otomotivle ilgili olan çözümünüzü oluşturan Ar-Ge ekibinizden biraz bahseder misiniz?

IFS, global olarak zaten dünya otomotiv sektöründe, çok fazla referansa sahip. Bizim yurt dışında altı tane Ar-Ge merkezimiz var. Almanya’daki Ar-Ge merkezimiz sadece otomotiv sektörüne yönelik çalışmalar yapıyor. Devamlı olarak gerek sektörden gelen yeni talepler, gerekse müşteri tarafında edindiğimiz tecrübelerle paketin içerisine eklediğimiz müşterilerimizin çok beğendiği yeni özelliklerimiz var. IFS Türkiye olarak da Türkiye’de otomotiv sektöründe oldukça iyi referanslarımız var. Bu etkinlikte uygulamamız içerisindeki çözümlerimizi anlatırken, hem de Türkiye’de yapmış olduğumuz projelerdeki deneyimlerimizi aktaracağız.

Peki, bu çözümler arasında satır başlığıyla sayacak olursak neler var?

Anlatım sıramız tamamen otomotivdeki prosese uygun bir şekilde işleyecek… Öncelikle otomotivin olmazsa olmazı tasarımdan başlıyoruz. YUDA (Yeni Ürün Devreye Alma) ile başlayıp prototip maliyet analizlerine kadar uzanan süreçteki tüm aşamaları kapsayan, ürün yaşam döngüsü (PLM) sürecini anlatacağız.

Ayrıca sipariş yönetiminde kullanılan ve genelde EDI kullanılarak gerçekleştirilen sipariş yönetiminden bahsediyor olacağız. Sipariş geldikten sonra planlamanın önüne hiçbir manuel müdahale olmadan siparişlerin işlenerek düştüğü  IFS Müşteri Çizelgesi Uygulamalarını anlatacağız. Bu özellikle anasanayi ile çalışan firmalar için çok önemli bir konu. Ardından KANBAN uygulamalarından bahsedeceğiz. Ardından üretimden veri toplama konusu geliyor. Yaptığınız planın üretime verildikten sonra oluşan aktivitelerin sisteme nasıl geri kazandırılabileceğinden bahsedeceğiz. Neticede planlama çift yönlü bir proses, dolayısıyla sürekli olarak üretim sahasına vermiş olduğunuz planın gerçekleşen sonuçlarını da üretim sahasından almanız gerekiyor.

IFS üretimden veri toplama için sistem içinde özel bir uygulama sunuyor.  Tüm doküman, e-mail, telefon trafiğinin aslında nasıl kaybolduğunu, her şeyin eş zamanlı olarak üretime nasıl yansıtıldığını, üretimdeki aktivitelerin de eş zamanlı olarak nasıl planlamaya geri döndürüldüğünü göstereceğiz.

Hemen ardından olmazsa olmaz iş süreçlerinden biri olan depo yönetimleri uygulamalarından bahsedeceğiz. İyi bir stok kontrolü olmadan zaten iyi bir üretim planlaması yapma şansınız yok. Özellikle barkod entegrasyonu destekli üretime malzeme çıkışları, üretilen malzemelerin stok girişleri, ardından sevkiyat sırasında uygulanan barkod otomizasyonlarından ve bunların kullanıcı hatalarını nasıl minimize ettiğinden bahsedeceğiz. Kalite Yönetimi sunumumuzda, IFS 8’e yeni gelen audit modülü, uygunsuzluk bildirimleri, istatistiksel proses kontroller ve bunların sistem içinde nasıl uygulandığından örneklerle bahsedeceğiz. Bakım uygulamaları, OEE uygulamaları, üretim planlama sonlu kapasite çizelgeleme konularını aktaracağız. Oldukça yoğun bir gün olacak…

Sonlu Kapasite Planlama & Çizelgeleme ile anlatılmak istenen tam olarak nedir?

Klasik planlama problemleri arasında çözülmesi en zor fakat sağladığı katma değer en fazla olan Sonlu Kapasite Planlama uygulamaları  hala ulaşılması ve uygulanması zor bir hedef olarak  kalmıştır. Bu etkinliğimizde birazda bundan bahsetmek istedik.  Günümüzde, işletmelerin ERP sistemlerine geçmek istemesindeki ki en büyük nedenlerden bir tanesi kaynaklarını daha verimli planlayarak, onları optimum seviyede kullanabilmek. Müşterilerimizin önemli bir kısmını oluşturan üretim şirketlerinde ki bu talepler için IFS olarak Sonlu Kapasite Planlama & Çizelgeleme çözümümüzü konumlandırıyoruz.

Özelliklede son dönemlerde Sonlu Kapasite Planlama çalışmalarının öne çıkması ve bu konuda gelen taleplerin artması bizim açımızda son derece olumlu gelişmeler. Çünkü Sonlu Kapasite Planlama & Çizelgeleme IFS’in çok güçlü olduğu bir süreç. Sonlu Kapasite Planlama, makine, iş gücü, malzeme, üretimde kullanılan araçlar(kalıp vb.) gibi kısıtlı kaynakların, en verimli şekilde kullanılarak üretimin optimize edilmesini sağlayan bir konsept. Teorikte çok güzel anlatılabilen ve uygulamasının yapılabileceği işletmelerde çok arzu edilen bir sistem olmakla beraber kurulması ve uygulanması için ciddi bir çalışma gerektiren bir süreçtir. Biz IFS olarak kompleks ve zor süreçleri işletmelere değer yaratacak iş akışları haline dönüştürmeyi hedefliyoruz. Otomotiv sektöründe de bu konuya olan yoğun ilgiye bakarsak, Sonlu Kapasite Planlama & Çizelgeleme sunumunun etkinlikte ki en ilgi çekici konulardan biri olacağını söyleyebiliriz.

IFS 8’de herhangi bir yenilik var mı?

Etkinliğimiz kapsamında IFS 8 sunumu da yapacağız. Geçen sene lansmanını yaptığımız ve Türkiye’de teknolojiyi ve yazılımı çok iyi anlayan bilinçli müşteri kitlesinin hemen ilgi duyduğu IFS 8 versiyonunun özelliklerinden bahsedeceğiz. Bizim  pazardaki diğer rakiplerimize göre güçlü olduğumuz noktaların başında esnekliğimiz ve son kullanıcı açısından çok önemli olan kullanım kolaylığımız gelmektedir. IFS’in çok kritik bazı artıları var. Önceki etkinliğimizde anlattığımız  ve çok ilgi gören yeni özelliğimiz uygulamaya herhangi bir kod geliştirmesi yapmanıza gerek kalmadan yeni alan eklenebilmesiydi. Bu özelliğimizi bir adım daha geliştirdik. Artık IFS’e kod geliştirme yapmadan da ekran ekleyebiliyorsunuz. Bundan bahsediyor olacağız. Ayrıca çok daha grafiksel ve sistemin kullanımı zevkli ve kolayhale getiren yeniliklerimizi de anlatacağız.

 

Ekran eklemek neden ERP’de bu kadar önemli? Ne gibi avantajları var?

ERP gibi bu tarz büyük yazılımlar üzerinde modifikasyon yapmak çok maliyetli, hem de riskli işlemlerdir. IFS toplam sahip olma maliyetini minimuma düşürmek için aslında bu tür işlemlerin hepsini kullanıcı arayüzlerinde yapılabilecek prosesler haline getirmeye çalışıyor. Bugün pazardaki ERP yazılımları arasında uygulamanın içerisine bir alan yada en son yeniliğimiz olan ekran eklemek için kodsal geliştirme yapmadan kullanabileceğiniz tek yazılım IFS’tir.

SPOT:

IFS’in otomotiv sektörüne yönelik modern ERP çözümleri, 25 Eylül Perşembe günü The Ritz-Carlton Otel’de gerçekleştirilecek etkinlikte anlatılacak.

NİHAT ENGİN ÖZEL KİMDİR?

Endüstri mühendisi olan Nihat Engin Özel, Kabataş Erkek Lisesi’nden mezun oldu. Lisans öğrenimini Yıldız Teknik Üniversitesi Endüstri Mühendisliği’nde tamamladı. Özel, sekiz yıldır IFS Türkiye’de çalışmalarını sürdürüyor.

ST Makina Nihat Engin Özel Röportajı Eylül 2014

http://www.ifsworld.com/tr/news-and-events/newsroom/2014/11/19/11/30/ifsmakine/